Share this...
Facebook
Twitter

Rusya, dünyanın kömür, petrol ve gaz tedarikçilerinden biridir. Bunu ise ona karşı ve Ukrayna’yı silahlı işgaline bir tepki olarak ekonomik yaptırımları uygulayan diğer ülkelere şantaj yapmak için kullanıyor. Petrol ve gaz satışı rusların savaşı sürdürmesi için para sağlıyor. Dünya bunu engellemek için adımlar atıyor: AB’nin beşinci yaptırım paketi Ağustos 2022’den itibaren geçerli olmak üzere rus kömürüne ambargo getirdi; Polonya, Rusya ile gaz anlaşmasını süresi sona ermeden feshetti; ABD Mart ayı başında rus petrol ve gazının ithalatını yasakladı. Ancak Avrupa ülkeleri ve diğer ülkeler rus kaynaklarına ne kadar bağımlı? Bunlara tam bir ambargo koyulması mümkün mü? Bu işin aslını öğrenmeye çalışalım.

Uluslararası Enerji Ajansı‘na göre Rusya, Suudi Arabistan ve ABD ile birlikte en büyük üç petrol üreticisinden biri. Ve 2021 itibariyle, petrol ve gaz ihracatı ülkenin toplam bütçesinin %45’ini oluşturuyor.

Forbes’a göre 2021 yılında Rusya’dan petrol ve petrol ürünleri, doğal gaz ve kömürü ithal eden ilk 10 ülke arasında Çin, Hollanda, Almanya, İtalya, Türkiye, Polonya, Güney Kore, ABD, Belarus ve Fransa yer alıyor. Avrupa ülkeleri Rus enerji kaynaklarına en fazla bağımlı olan ülkelerdi ve olmaya devam ediyor. Bu ülkelerin hepsi, en büyük alıcı ülke olan Çin’den üç kat daha fazla Rus enerjisi tüketmektedir: Rus petrolünün yaklaşık %60’ı Avrupa’ya, %20’si ise Çin’e satılmaktadır.

Rusya aynı zamanda dünyanın en büyük ikinci doğal gaz üreticisidir. En büyük ithalatçıları Almanya, Türkiye ve İtalya’dır. Avrupa Birliği için de Rus gazı önemli bir rol oynuyor ve 2021’de Birliğin talebinin %40’ını oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı, AB ve Birleşik Krallık’ın rus gazına olan bağımlılığının son on yılda önemli ölçüde arttığını, 2009’da toplam tüketimin %25’inden 2021’de %32’sine yükseldiğini belirtiyor.

Ancak durum her zaman böyle değildi. AB’nin rus gazına bağımlılığı geçen yüzyılın ikinci yarısında başladı. 1970’lere gelindiğinde, Avrupa kendi yataklarından elde ettiği gazda kendi kendine yeterliydi, ancak zamanla gaz yatakları kurumaya başladı, talep ise sadece arttı. Avrupa ülkeleri, Sibirya’da yeni yataklar keşfeden ve önemli petrol ve gaz rezervlerine sahip olan Sovyetler Birliği’nden ucuz hammadde almak için uzun vadeli sözleşmeler imzalamaya başladı. SSCB’in Federal Almanya Cumhuriyeti ile ticari ilişkileri özeldi: Federal Almanya Cumhuriyeti gaz boru hatları için boru üretiyor ve gaz alıyordu.

Geçtiğimiz yarım yüzyıl boyunca Rusya, fosil kaynaklarının alıcılarının sayısını arttırmak ve en azından Avrupa pazarında tekel olmak için her şeyi yaptı. Ve tüm bunlar doğal kaynakları kendi silahı haline getirmek içindir. Bu durum özellikle Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından da kabul edilmektedir. 25 Temmuz 2022 tarihinde Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada Rusya’nın gaz arzını azalttığına dikkat çekmiş ve AB’yi Rusya’dan gelen gazın tamamen kesilmesine hazırlıklı olmaya çağırmıştır.

24 Şubat 2022’den sonra neler değişti

Ne yazık ki onlarca yıllık bir bağımlılığın üstesinden birkaç ay içinde gelmek oldukça zordur. Finlandiya Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi‘ne göre, Rusya’nın enerji ihracatından elde ettiği gelirler, bazı ülkelerin kademeli olarak geri çekilmesi nedeniyle Mart ayından bu yana düşse de hâlâ yüksek. 24 Şubat ile 3 Haziran 2022 tarihleri arasında Rusya Federasyonu fosil yakıt ihracatından 93 milyar Avro elde etmiştir. En büyük ithalatçılar Çin (12,6 milyar Avro), Almanya (12,1 milyar Avro), İtalya (7,8 milyar Avro), Hollanda (7,8 milyar Avro), Türkiye (6,7 milyar Avro), Polonya 4,4 milyar avro), Fransa (4,3 milyar avro) ve Hindistan (3,4 milyar avro).

Buna ek olarak, bazı ülkeler Rusya Federasyonu’ndan gelen kaynaklardan uzaklaşma konusunda kayda değer ilerleme kaydetmektedir. Örneğin Finlandiya ve Estonya, Rusya’dan enerji ithalatını %50 oranında azaltmayı başarmıştır. Haziran ayında AB, tarihinde ilk kez ABD’den deniz yoluyla ithal ettiği gazın miktarını Rusya’dan boru hatlarıyla ithal ettiği gazın miktarından daha fazla aldı. Japonya Nisan ayında Rus kömürüne tamamen ambargo uygulayacağını açıklamıştı. Çek Cumhuriyeti önümüzdeki beş yıl içinde Rus enerjisinden tamamen vazgeçmeyi planlıyor. Almanya Şansölye Yardımcısı Robert Habek, ülkenin 2022 sonbaharında Rusya’dan kömür tedarikinden, yıl sonuna kadar da rus petrolünden bağımsız hale gelmeyi planladığını söyledi. İngiltere ambargoyu birkaç aşamada uyguluyor: 21 Temmuz 2022’den itibaren Rus altını, 10 Ağustos’tan itibaren kömür ve 31 Aralık’tan itibaren de petrol ithalatı yasaklanacak.

Nisan 2022’de Rus gazından, Mayıs ayında ise saldırgan ülkeden gelen tüm enerji kaynaklarından vazgeçen Litvanya tarafından kayda değer bir ilerleme kaydedildi. Litvanyalılar elektriği kısmen kendi kaynaklarından üretecek, kısmen de diğer Avrupa Birliği ülkelerinden ithal edecek. Ülkeye doğalgaz ABD tarafından sağlanmakta ve Suudi Arabistan’dan petrol satın alınmaktadır. Dolayısıyla Rusya’nın Litvanya üzerinde tehditler dışında doğrudan bir etkisi yok. Örneğin, yaptırıma tabi malların Litvanya topraklarından Rusya’nın Kaliningrad bölgesine (AB ülkeleri tarafından dört bir yandan çevrili anklav) geçişinin yasaklanmasına cevaben Rusya, “ulusal çıkarlarını korumak için harekete geçme” hakkını saklı tuttuğunu bildirmiştir. Bu eylemlerin tam olarak ne olduğu ve Litvanya için ne anlama geldiği sadece Ruslar tarafından bilinmektedir.

Yaz başında Avrupa Komisyonu, İngiliz hükümeti ile birlikte Rusya’dan petrol taşıyan tankerlere sigorta yapılmasını yasaklamayı planladı, ancak 9 Ağustos itibariyle İngiltere hala kısıtlamalara katılmamıştı. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba’nın da açıkladığı üzere, Rusya’dan gelen fosil yakıtın büyük bir kısmını, aralarında özel Yunan şirketlerinin de bulunduğu Avrupalı gemiler taşıyor. Dolayısıyla gemi sigortasının yasaklanması Rus petrolünün taşınmasını zorlaştıracak, hatta bazı durumlarda imkansız hale getirecektir. Buna ek olarak ABD, petrol ya da sıvılaştırılmış gaz taşıyan Rus tankerlerini tescil eden ya da sigortalayan Çinli şirketlere karşı yaptırım uygulamayı planlıyor.

Haziran ayı başında AB, deniz yoluyla taşınan Rus petrolünün ithalatının yasaklanmasını öngören altıncı yaptırım paketini kabul etti. Bu durum Rus ekonomisi üzerinde şu anda somut bir etki yaratacak olsa da, küresel bir değişim daha sonra beklenmelidir: ülkelerin Rusya ile uzun vadeli sözleşmeleri olduğundan, bunları tamamlamak için zamana ihtiyaç vardır. Tam yasak 5 Aralık 2022 tarihinden itibaren geçerli olacaktır. Buna ek olarak, 2024 yılına kadar deniz yoluyla ham petrol ve petrol ürünleri ithal etmeye devam edecek olan Bulgaristan gibi bazı ülkeler için istisnalar bulunmaktadır.

Rusya Federasyonu’nun yaptırım muafiyetlerinden yararlanmasını önlemek amacıyla altıncı paket önemli bir kısıtlama getirmektedir: Rusya Federasyonu’ndan petrol almaya devam eden ülkeler bu petrolü üçüncü ülkelere yeniden satamazlar. Ancak yine de petrol ürünleri satabilirler. Örneğin Hindistan, rus petrolünden yapılan jet yakıtı tedarik etmektedir. Ağustos başı itibariyle, Avrupalı havayolları bundan vazgeçmedi.

Yedinci pakette Polonya, Rusya Federasyonu’ndan gelen enerjiye tamamen ambargo uygulanmasını önermiş ancak bu öneri kabul edilmemiştir. Avrupa yekpare bir bütün olmadığı ve her ülke saldırgan devletin kaynaklarına farklı şekillerde bağımlı olduğu için Avrupa ülkeleri bu konuda hala bölünmüş durumdadır. Macaristan, ülkenin kendi enerji güvenliğini garanti altına alması gerektiğini savunarak Rus petrolüne yönelik bir yasağı desteklemeyi tamamen reddetti. Bu pozisyon genel olarak Macar hükümeti ve özellikle de Rusya yanlısı tutumuyla bilinen Başbakan Orban için faydalı. Ayrıca, ülkenin denize erişimi yok ve bu nedenle petrol ithal etmek için tek olasılık Druzhba boru hattı.

"Druzhba" (Tr. Dostluk)
Rusya'dan Orta ve Batı Avrupa'ya petrol taşıyan dünyanın en büyük boru hattı. İki kolu vardır: kuzey (Belarus, Polonya, Almanya) ve güney (Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan).

Ancak ruslar, gaz arzını azaltarak Avrupa’yı alternatif enerji kaynaklarına geçmeye ya da yeni ihracatçılar bulmaya teşvik ediyor. Rusya Federasyonu bunu enerji savaşında bir baskı aracı ve silah olarak kullanmakta ve ihracatı azaltmak için sürekli teknik nedenler öne sürmektedir. Haziran ayı ortasında Türk Akımı boru hattı, onarıma ihtiyaç duyduğu iddiasıyla bir hafta boyunca hizmet dışı kaldı. Temmuz ayı ortasında Kuzey Akım-1’in onarım için kapatıldığı iddia edildi ve Haziran ortası gibi geç bir tarihte Rusya bu nedenle tedariki %40 oranında kesti. Almanya tarafında ise Kuzey Akım-2’nin sertifikasyonu ve işletmeye alınmasıyla ilgili tüm çalışmalar durduruldu, dolayısıyla projenin hiçbir zaman gerçekleşmemesi muhtemel.

"Kuzey Akım"
Rusya'dan Almanya'ya uzanan ve ilk kolu 2011 yılında inşa edilen, ikinci kolu ise Danimarka, Almanya, Rusya, Finlandiya ve İsveç'in ekonomik bölgeleri ve karasularından geçen boru hattı halen sertifikasyon beklemektedir.

Ne yazık ki gaz şantajı Alman hükümetini etkiledi ve Temmuz ayında Kanada’dan, kendi yaptırımlarını hiçe sayarak, boru hattına hizmet vermek için gerekli türbinlerin iadesine izin vermesini istedi. İlginçtir ki, birkaç hafta sonra bu türbinler Almanya’da takılı kaldı ve 10 Ağustos itibariyle, kabul etmeyi reddettiği için Rusya’ya hiç ulaşmadı. Bu aşamada türbinler, Rusya’nın Ukrayna’yı enerjik olarak izole etmek amacıyla Avrupa üzerinde baskı kurmasının bir aracıdır. Gazeteci Vitaliy Portnikov’un da belirttiği gibi, Putin bypass boru hattı sistemine güvenerek, savaş sırasında Ukrayna gaz taşıma sistemini (GTS) koruma konusunda endişelenmemesini sağlıyordu, çünkü bu sisteme kimse ihtiyaç duymayacaktı. Bu nedenle Kremlin Kuzey Akım-2’yi onaylatmaya çalışıyor ve Avrupa’ya soğuk bir kış ve gazsız kalma şantajı yapıyor.

Bu, Rusya’nın Avrupa’ya gaz şantajı yaptığı ilk sefer değil: BBC’nin belirttiğine göre, 2021 sonbaharından bu yana Rusya tedarik hacimlerini önemli ölçüde azalttı ve yalnızca uzun vadeli sözleşmelerle çalışmaya başladı, bu da bu kaynağın fiyatının kışın tarihi yüksekliklere çıkmasına neden oldu. Genel olarak Rus gazının fiyatı geçtiğimiz yıl dört katına çıktı ve Putin bunun sorumlusu olarak Avrupa’yı gösteriyor. Bunun tek nedeni AB’nin Rusya’dan gelen kaynakları aşamalı olarak kesmek ve Rusya’nın planlarında olmayan alternatif enerji kaynaklarına yönelmek istemesidir.

Şimdi Ukrayna’nın daha fazla kısıtlamaya ve Rusya üzerinde ek baskıya ihtiyacı var. Haziran 2022 itibariyle, bir günlük savaş Rusya’ya 900 milyon dolara mal oluyor ve Avrupa ülkeleri işgalin başlamasından bu yana enerji için Rus bütçesine günlük 800 milyon dolar ödüyor. Savaşı sona erdirmek ve Rusya’nın savaşa sağladığı finansman kaynağını kesmek için AB, rus petrol ve gazına tam bir ambargo uygulamalıdır.

Rusya’nın Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinin başlamasından bu yana meydana gelen temel değişiklik, küresel politikacıların Rus enerji kaynaklarına yönelik algısının değişmesidir. Alternatif enerji kaynaklarına geçiş süreci uzun süredir ivme kazanmış olsa da artık daha da hızlanmış durumda. Bu, diğer şeylerin yanı sıra Ukrayna için de faydalı.

Örneğin, AB Ukrayna elektriğini kullanabilir ve kendi elektriğini üretmek için gereken gaz miktarından tasarruf edebilir (Ukrayna enerji sistemi 16 Mart’ta resmen AB enerji sistemine katıldı). Kaba bir tahminle tasarruf oranı %17 ya da Avusturya’nın üç yılda tükettiği miktar olan 25,5 milyar m³ gaz olacaktır.

Dünya ve özellikle AB, fosil yakıtlara bağımlılığın çevresel, siyasi ve ekonomik sonuçlara yol açan bir sorun olduğunu anlamalıdır, özellikle de pazar tekelcisi diktatör bir rejime sahip gaz oburu bir ülke olduğunda. Rusya, saldırgan bir devlet olarak, kendi başına gıda, enerji ve göç krizleri yaratarak ve diğer ülkeleri kendi kaynaklarına daha bağımlı hale getirerek dünyanın kontrolünü elinde tutmaya çalışıyor. Dahası, gezegendeki iklim durumu daha da kötüleşiyor, çünkü Rusya’yı fosil yakıtlardan bağımsız hale getirecek alternatif enerji kaynaklarına geçişi hızlandırmak yerine, devletler bir kriz anında tepki vermek ve başka petrol, gaz ve kömür üretim kaynakları aramak zorunda kalıyor.
 

Avrupa Birliği ve diğer devletler nihayetinde Rusya Federasyonu’ndan gelen gaz ve petrole tam bir ambargo uygulamalı, saldırgan ülkenin gemilerinin sigortalanmasını yasaklamalı, boru hatlarını kapatmalı, Rus uçak yakıtı almaktan vazgeçmeli, saldırgan ülkeden petrol tedarik eden petrol tüccarlarına yaptırım uygulamalı. Savaşı bir an önce sona erdirmek ve kendi kaynak bağımsızlıklarını sağlamak için rus kaynaklarına ödemeler sınırlanmalıdır. Çünkü korkutucu olan sadece bağımsız ülkelerin sınırındaki rus tankları değil, Rusya Federasyonu’nun dün indirim yaptığı şey bugün silahı haline gelecek.

Materyali hazırlayanlar

Proje yazarı:

Bohdan Lohvınenko

Yazar:

Sofiya Panasük

Baş editörü:

Nataliya Ponedilok

Editör:

Katerına Lehka

Fotoğraf editörü:

Yuriy Stefanyak

Çevirmen:

Bohdana Yordan

Çeviri editörü:

Svitlana Urum

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska