Holodomor Sırasında Tüm Mezrayı Kurtarmak

Share this...
Facebook
Twitter

Holodomor (kıtlık vasıtasıya soykırım — çevirmenin notu) sırasında Tetyana Krotova’nın ailesi Kropıvnıtskıy’a yakın Şevçenko mezrasında oturuyordu. Yerli kolhoz başkanı, köylülerin elinden alınıp çürümeye bırakılmış yiyeceği onlara gizlice geri vermesi yüzünden Sovyet iktidarının nazarında suçlu oldu. Holodomor sırasında köyde ölen olmadı; zira iktidarla işbirliğine giren hainler yoktu.

Dört yaşındaki Tetyana Krotova Holodomor’un tüm dehşetlerini yaşadı. Köylülerin kulak tasfiyesinin (tüm mal mülk müsaderesi — çevirmenin notu) acısını çektiklerini kendi gözleriyle gördü, birinin onu açığa çıkarabileceğinden korkarak öğütülmemiş buğdayla beslendi. Ailesi bir yerden bir yere taşınarak beş çocuğunu geçindirmek amacıyla yerli kolhozlarda çalışmaya giderdi. Tetyana büyüdüğünde Ukrayna’nın tarihine 1932-1933 yıllarındaki Holodomor adı altında geçen, çocukluğunda yaşadığı korkunç olayların gerçeğini komşularının hikayerinden öğrenmeye devam etti.

Podniprovya’da Holodomor. Şevçenko mezrası

Tetyana Krotova (kızlık soyadı Zaytseva) 30 Ekim 1928 tarihinde Podniprovya’daki Kropıvnıtskıy’a (eski adları Zinovyevsk ve Kirovograd) yakın Şevçenko mezrasında (şimdi Travneve köyü) doğdu. İvan Zaytsev ve eşi Agrafına Zaytseva’nın beşinci çocuğuydu. Sovyet iktidarının 1924 yılında verdiği arsaya Rivne köyünden taşınan Zaytsev ailesi aynı yılda kendi evini inşa etmeye başladı. İvan ve Agrafına kolhozda çalışıyordu.

Tetyana hasatın 1932 yılında önceki yılınkinden daha az olmadığını hatırlıyor. Tarlalardan hasat edilmiş buğday kolhozun yetkililerinin emrine göre boş eve götürülmüştü. Ne şehre nakledilmiş ne de ihracat edilmiş. O binada öylesine çürümeye bırakılmıştı.

Tetyana’nın anılarına göre oturduğu mezrada kısmen yerli kolhozun başkanı Nıkıfor Romanenko’nun sayesinde kimse açlıktan ölmemişti.

— Hangi aileye müsadere edilmiş buğdaydan ne kadarını vermek gerektiğini belirten listeyi her akşam ambarcıya verirdi. Ertesi gün diğerine verirdi. Yetkililer bunu öğrenselerdi tabi ki onu öldürürlerdi.

Köyde ihbar edecek hainler olmasa da insanlar biri duyar diye buğdayı havanda dövmekten korkarlardı. Ani teftişten ve yabancının evin yanından geçerek buğdayın dövüldüğünü duyulmasından korkan köylüler yine de risk almadılar.
Bazen yerliler komşu köylere yiyecek aramalarına giderlerdi. Ev gereçlerini yiyeceklere değiş etmek için 10, bazen 20 kilometre yürürlerdi.

Kolhoz yetkilileri sert olmamaları sayesinde Zaytsev ailesi ineğini koruyabilmişti, bu yüzden evde daima süt vardı. Buğdayı tencerede öğütmeden kaynatırlardı.

— Annemin fırından çıkardığı kova büyüklüğündeki tencere şimdi sanki gözümün önünde gibi. Kaynatılmış buğday şişmiş. Bugünlerde olduğu gibi herkesin kendi tabağından yediği yoktu, ortak büyük kil çanaklar vardı. Annem çanağa buğday ile süt koydu mu yemeğimiz buydu.

Tam buğdayın hazmedilmesi uzun sürer. Kimse insan dışkısında buğdayın kalıntılarını görmesin diye herkes ahırı tuvalet olarak kullanırdı. Tavuklarımız bu hazmedilmemiş buğday tanelerini yiyordu ve bunun sayesinde yumurtlamaya devam ediyordu.

Gromuha köyüne taşınma

1935 yılında Zaytsev ailesi babanın akrabalarının yanına, Rivne köyüne yakın Gromuha’ya taşınıp eski sahiplerinin kulak (malı mülkü Sovyetler tarafından müsadere edilmiş az çok varlıklı köylüler — çevirmenin notu) ilan edilerek dışarı atıldığı evde oturmaya başladı.

Tarutıno’daki okulun personeli. Tetyana Krotova en üst sırada soldan üçüncü.

Komşuların Tetyana’ya anlattıklarına göre Gromuha’daki açlık acısı mezraya kıyasladığında daha büyükmüş. Köylüler genelde dulavrat otu kökleriyle beslenirlermiş, yerli büyükbaş hayvan mezarına et arayışlarına çıkıp ölmüş atların kalıntılarını yerlermiş. Önce hasat edilmiş buğday buradan da hiç bir yere nakledilmeyip Tetyana’nın mezrasında olduğu gibi kurkul evlerinden birinde yığın yığın biriktirilmişti. Aynı ev, çiftlik ihtiyaçları için de kullanılırdı. Orada beslenen ineklerin ve tavukların ürettikleri atıklar buğday ile karışarak gübre oluşturmuştu.

Bu sırada Gromuha sakinleri yiyecek yokluğu nedeniyle topluca ölüyorlardı. Aralarında Tetyana’nın teyzesi Melaniya Şınkevıç’ın kızı vardı. Ailesinde tek ölen oydu. İnsanlar sık sık ailece ölüyorlardı. Mesela, Zaytsev ailesinin komşusu Mariyka Çabanka’nın annesi babasıyla ölmüştü. Arkadaşı Foma Tsıbulya da ailesini kaybetmişti. Zaporijjya’ya gittiği iş arayışından döndükten sonra karısının ve üç çocuğunun açlıktan öldüğünü öğrenmişti. Evin karşısındaki komşu Larion Lenetskıy’ın annesi babasıyla da ölmüştü. Tetyana’nın ailesi, öksüz kalan Ivan ve Saşko Kinş’a olabildiğince yardım ediyordu.

Gromuha’daki kolhozun başkanının emri üzerine tüm ölüler, bazen hala canlı olanlar da toplanıp yerli mezarlığa götürülürdü.

— Kolhozun başkanı köy sakinlerinin yarısından fazlasını öbür dünyaya göndermişti. Her gün iki güçlü adam siyah öküz arabasıyla köydeki her eve uğrardı. Sadece ölüleri değil, hala yaşanları da hayatta kalamazlar diye mezarlığa götürürlerdi. Çukur bile yoktu, herkesi yığın halinde atarlardı. Sadece 1935’te çukur kazıp kemikleri tırmıkla bir mezara taradılar.

Kolhozun başkanı ölünce köylüler onu gereğince gömmek istemediler.

— Başkan ölünce traktörcüler bir çukur kazmışlar. Tabut kolhozda yapılmış ve ölüyü arabayla bile değil römorklu traktör ile rota köyden geçmesin diye ormandan beş kilometrelik yolu seçip mezarlığa götürmüşler. Böyle bir turdan sonra traktörcüler mezarlığa gelince römorkün kapağını açtılar mı tabut çıkıvermiş. Nasıl düştüğüne kimse bakmamış, sadece üzerine toprak atmışlar. Köylülere yaptığı sözde iyilik yüzünden böylece gömülmüş.

Gromuha’da yiyeceklerin yağmalamaları 1935 yılında bile oluyordu. Yerli aktivistlerin köylülerin evlerini basıp onları herhangi yiyeceklerden yoksun bırakmaları, Tetyana’nın sözlerine göre Şevçenko mezrasında hiç yer almıyormuş. Yeni geldikleri için ailesinin evini kimse basmamıştı. Fakat komşusu Mıkola Gromko’nun anlattığı hikayesini çok iyi hatırlıyor. Evleri nehrin iki kıyısında, yan yanaydı.

— Komşum, benim gibi, 1928 doğumlu. Annesinin, babasının, ninesinin ve beş kardeşinin olduğunu anlattı. Annesi ve ninesi, bez ve çuval bezi dokuyan iyi zanaatçılarmış. Holodomor sırasında babası bu çuval bezi, masa örtüsünü ya da bez parçasını alıp komşu köylere değiş tokuş yapmaya gidermiş. Bir kez şeker pancarı takas etmiş. Onlar onu yıkar yıkmaz kabuğunu soymadan fazlasını atmamak amacıyla fırına koymuşlar. Aktivistler yiyeceği son grama kadar yağmalayıp yağmalamadıklarını kontrol etmek için gelmişler, başkan yanlarında yokmuş. Ve tabii ki onlar fırından yayılan pancar kokusunu almışlar. Komşum: “Fırın kapağını açıp çıkardıkları çanağı masaya koydular ve etrafında (dört ya da beş kişiydiler) durup içini son lokmaya kadar yediler. Bize, çocuklara, bir şey bırakmadılar” diye anlatıyordu.

Holodomor sırasında öksüz kalan çocuklar kolhozun himayesindeki yetimhaneye benzer bir kurum tarafından bakıldı. Gromuha’da faaliyetini ifa eden bu kurum komşu köylerden çocukları da alıyordu. Çocuklar buraya ulaşınca hayatta kalma şansını elde ederlerdi.

— Böyleydi; Yalnız oturan yaşlı teyze bu çocuklara bakıyordu, onlar için yemek pişiriyordu ve kolhoz ambarından verilen günlük yiyecek payını alıyordu. Bu çocuklar 18 yaşına kadar orada kalırlardı. Sonra erkekler askerliğe giderlerdi, kızlar ise evlenirlerdi. Herkes buralarda kaldı; kimi bu köyde, kimi komşu köylerde veya ilçe merkezinde kaldı. Kimse memleketine dönmedi, zira orada ne akrabaları kaldı ne de onları arayan vardı.

Rusya’dan gelen göçmenler ölülerin boş duran evlerine yerleşmeye çalıştılar. 4-5 aile, Rusya’nın Vladimirsk ilinin Muromsk ilçesinden Gromuha’ya taşındı. Yeni gelenler patates, nohut, armut gibi gıdayı yanlarında da getirdiler. Ancak onlardan hiç kimse yeni yerde kalmadı. Sadece bir Rus kadını yerli bir adamla evlenip ölümüne kadar bu köyde oturmaya devam etti.

Rusya’dan göçmenler
“21 bin kolhozcu ailenin Ukrayna’ya yerleştirilmesi” gizli kararına göre 1933 yılının sonunda ve 1934 yılının başlangıcında Rusya’dan ve Belarus’tan göçmenler yüzlerce trenle Slobojanşçına’ya ve Prıçornomorya’ya gönderildi. Ukrayna köylerinde onlara konaklama ve ayrıcalıklar verilirdi.

Tetyana ve İvan’ın düğün fotoğrafı. Tarutıno kasabası. 30.10.1948

Tetyana’nın kocasının anıları

İkinci Dünya Savaşı’nın Ukrayna’nın bazı bölgelerinde devam ettiği 1945’te Tetyana Krotova Kropıvnıtskıy’daki (o zamanki adı Kirovograd) meslek okuluna başladı. O zamanlar Gromuha’daki köylüler açlık çektilerse bile savaş sonrasında açlıktan ölmediler. Tetyana, burs olarak kazandığı 33 karbovantsinin (o zamanki para birimi) yanında en önemlisi 500 gram ekmek her gün alması sayesinde ayakta kalabilmiş oldu.

Tetyana meslek okulundan 1948’de mezun olup planlı atama sonucunda Bessarabiya’daki Tarutıno kasabasında yetimhanede eğitmen olarak çalışmaya başladı. Tarutıno ilçesinde iki yetimhane vardı, çünkü 1932-1933 yıllarındaki Holodomor ve 1946-1947 yıllarındaki yapay toplu bir açlık sonucunda birçok çocuk öksüz kaldı.

Tetyana ve İvan’ın düğün fotoğrafının arkasındaki bir yazı.

Genç kadın orada evlendi ve yerli ortaokulunda öğretmenliğine başladığı 1950’de erkek çocuğu doğurdu.

Tetyana’nın kocası İvan Krotov, açlık yıllarını iyi hatırlayıp çocukluk anılarını onunla paylaşıyordu. Prıçornomorya’daki Mostove ilçesinin Grodovske köyünde dünyaya gelen İvan, Rusya İmparatorluğu döneminde Orlovsk vilayetinden oraya göç eden kölelerin neslinden geliyordu. Babası 1932’de, annesi ise sonraki yıl açlıktan öldü. 9 yaşındaki İvan dışında 11 yaşındaki erkek kardeşi ve 5 yaşındaki kız kardeşi öksüz kaldı.

— Onların kolhozunda çocuklara unlu çorba, sudan ve bir-iki avuç undan oluşan yiyecek payı veriliyormuş. Annesi hayattayken büyük kardeşi bu payı almaya gidermiş. Annesi hiç yemiyormuş ve yatakta ölmüş. Üçü sobanın üstünde uyuyormuş ve annesinin uyuduğunu düşünerek birkaç gün cesedin üzerinden geçiyorlarmış. At etini de yemişler, ancak zayıf mideleri onu sindiremiyormuş. Birinin at etiyle dışkı yapıp, diğerinin onu alıp nehirde yıkadıktan sonra yiyebildiğini anlatıyordu. Mezarlık köyün ötesindeymiş, köy deniz kenarında olduğu için mezarlığı kavkı kayaçtan bir duvar çeviriyormuş. Yerliler öküz arabasıyla o duvara gelip ölüleri üzerinden atıp giderlermiş. Kocamın memleketinde böyleymiş.

Sonra üç çocuk Odesa’daki yetimhaneye götürüldü. İvan 7. sınıftan sonra zanaat okuluna kaydoldu, ancak birazdan İkinci Dünya Savaşı başladı. İvan erkek kardeşiyle birlikte tahliye sırasında Ural’a (Rusya’nın Ural Dağları çerçevesindeki bir bölgesi — çevirmenin notu), sonra Kazakistan’a gönderildi. 18 yaşına gelince cepheye gitti, savaş bitince Ukrayna’ya döndü. O zamanlar Tetyana ile tanıştığı Bessarabiya’da onunla evlenip yeni hayata başladı.

destek

Bu materyal, “Holodomor: tarihin mozaiği” projesi kapsamında Ukrayna Kültür Fonunun katkılarıyla Ulusal Holodomor Soykırım Müzesi ile işbirliğiyle hazırlandı.

Materyali hazırlayanlar

Yazar:

Andriy Şestalük

Nataliya Ponedilok

Editör:

Katerına Lehka

Yevheniya Sapojnikova

Yapımcı:

Mıhaylo Kostiv

Karina Pilühina

Fotoğrafçı:

Mıhaylo Şelest

Valentın Kuzan

Kameraman:

Mıhaylo Şelest

Oleh Solohub

Kurgu yönetmeni:

Liza Litvinenko

Yönetmen:

Mıkola Nosok

Fotoğraf editörü:

Katya Akvarelna

Transkripsiyoncu:

Sofiya Bazko

Olya Stuliy

Yelızaveta Vovçenko

Grafik tasarımcısı:

Serhiy Rodionov

Lüdmıla Kuçer

Röportör:

Larısa Artemenko

Uzman:

Yuliya Kotsur

Çevirmen,

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska

Çeviri editörü:

Natalia Daneliuk