Kaniv Tabiatı Koruma Alanı. Tabiatın Muhafızları

Share this...
Facebook
Twitter

2023 yılında Kaniv Tabiatı Koruma Alanı 100. yılını kutlayacak. Kaniv’in yakınlarında, Dnipro’nun sağ kıyısında bulunan; taşkın adaları adasını kapsayan ve Hatıra parkı Taras dağına yakın bir konuda bulunan Ukrayna’nın en eski koruma alanlarından biridir. Burada onlarca nadir kuş ve hayvan türü yaşamaktadır. Vitaliy Grışçenko ve Evgeniya Yablonovska-Grışçenko bilim adamları 30 yıldan fazla bir zamandır yerel flora ve faunayı öğrenmekle beraber Kaniv barajının koruma alanının eko sistemine etkisini araştırıyorlar.

Akçaağaç, gürgen; çalılıklar arkasından akasya görünüyor. Etrafta bir orman tazeliği var. Eğer bir dikikaya gözlerinizi kapatıp odaklanırsanız bayağı ispinozun, ağaçkakanın ötmesini ve Dnipro’nun sesini duyabilirsiniz. Ortamın müziği yapan binlerce ördeği, yeşilbaş ördeği, balıkçılı, karabatağı, bayağı deniz kartalını duyabilirsiniz. Ormana doğru ilerledikçe doğayı — yosunu, mantarları, eşsiz kuşları ve sinekleri daha çok görebilirsiniz. Çiy damlalarını kıyafetinize, ayakkabılarınıza, foto makinelerinize gelecektir. Orman sanki ziyaretçilerini durdurarak onların etraflara bakmasını ister. Kaniv Tabiatı koruma Alanında görülecek çok şey var.

Vitaliy Grışçenko yaklaşık 35 yıl rezervede çalışıyor ve bu süreç içinde yüzlerce hayvan ve çiçek türü gördü. Vitaliy’in uzmanlık dalı kuş bilim dir. Kuşların nasıl öğrendiğini ve korunacağı ile ilgileniyor. Okul döneminden beri merakını celp eden kuşlar sonunda işi oldu.

— Lev Kaplanov ünlü zoologdu. Onun hakkında: Onu kaçak avcılar öldürdü. Onun hakkında şöyle bir şey diyorlardı: “O zoolog olmak için doğmuştu, başka biri olamazdı zaten”. Benim için de aynı şey geçerli: başka biri olamam.

Üniversitede Evgeniya Yablonovska-Grışçenko mikrobiyolojiyi ve virolojiyi okuduğu halde uzmanlık alanı kuşlar oldu. İkinci sınıftayken rezerveye staj için geldiğinde “Mikroplara ihanet etti” Vitaliy söylüyor. Burada Evgeniya, o aralar öğrenci-stajerlerle ilgilenen müstakbel eşiyle tanıştı.

Kaniv Tabiat Koruma Alanı, biyolojik çeşitliliğin korunmasının bir sembolüdür. Bilim insanları, çeşitli canlı organizmaları kara, deniz ve tatlı su komplekslerinde korur, ekosistemlerde uyumu korumak için doğal değişiklikleri incelerler.

Geçenlerde bu koruma alanı, kuşların korunması için uluslararası bir alan statüsü (Important Bird Area) aldı ve Avrupa’daki biyolojik çeşitliliğin korunması için özel koruma alanlarının bir listesi olan Zümrüt Ağın (Emerald Network) da bir parçası oldu.

Rezervin bugünkü alanı tarihi anıtların, İskit yerleşiminin, adaların bulunduğu 2 bin hektardan daha fazla bir sahayı kaplamaktadır. Burada nadir bitki türleri, yüzlerce kuş türü ve 50’den fazla memeli türü (geyik, tilki, tavşan, porsuk, kunduz, Avrupa musu dahil) bir arada yaşıyor.

Adalar

Rezerv alanı, üç kısımdan oluşur: Dnipro’nun sağ kıyısının tepelerindeki yayla kısmı; iki taşkın yatağı adası olan Kruglık ve Şelestiv; 1974-1976 yıllarında rezervuarın taşması sırasında tepelerden oluşan Kaniv Rezervuarındaki Zmiyinıy (Yılan) Adaları.

Bu rezervin yayla kısmı genellikle Kaniv yerleşmesini çağrıştırır ve Kavin Dağları olarak adlandırılır. 1943 sonbaharında Dnipro’nun yukarısında, rezervden yaklaşık 50 km mesafede bulunan Bukrın’da, Köprübaşı Savaşı esnasında Sovyet birliklerinin Dnipro’yu cebren geçişi sırasında 250.000’den fazla kişi hayatını kaybetti. Rezerv alanının yakınlarında, Maryin (Maryan) dağında o feci olayları hatırlatan bir anıt yapıldı.

Tabiat Koruma Alanının bu bölümünde tortul kayaçlar aşırı kaydığından dolayı daha eski, derin kayaçlar tersine, yukarıya çıktı (bu yüzden bunlara çıkık diyoruz). Bilim insanları, bunun sebebinin tektonik hareketler mi yoksa buzul kayması mı olduğunu tartışıyorlar.

Kaniv çıkıkları 20. yüzyılda rezervin ana koruyucusu olan jeolog Volodımır Riznıçenko tarafından inceleniyordu. O zamanki manzarası farklıydı: aktif ormanın kesilmesinden dolayı dazlaktı, tepeler ve vadiler vardı. Kaniv yakınlarında hala Avrupa’nın en derin ve en uzun vadileri bulunmaktadır. 19 yüzyılın sonunda toprağın erozyona uğraması sonucunda tarlalar aşınıyordu, yollar bozuluyordu. Taras Şevçenko’nun mezarı bulunduğu Çerneça Dağı bile tehlike altındaydı.

O zaman Riznıçenko, tek çıkış yolunu buradaki ormanın yenilenmesi ve korunması gerektiğini anladı. Batı Avrupa’daki ve ABD’deki milli parklara benzer doğa parkları kurma fikrini ortaya attı. Böylece çoğu Ukrayna Kırmızı kitabına kaydedilen (kara leylek, balık kartalı, yılan kartalı, ulu doğan dahil olmak üzere) yüzlerce hayvan, sinek, bitki ve kuş türünü koruyan Kaniv tabiatı koruma alanı açıldı.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Vitaliy, eşi Evgeniya ile beraber tabiatın gücüne şaşırmaya devam ediyor ve her şeye insan-merkezci bir noktadan bakmayı bırakmak gerektiğini düşünüyorlar.

— Eskiden tarım faaliyetlerinin yapılmadığı, çorak yerlerden, çiçeklerin açtığı, ağaçların yeşerdiği, birçok bitkinin olduğu bambaşka bir dünyaya ışınlanmış gibiyiz. Yani, tabiatın kendi yasalarına göre yaşadığı ve insanın etkisinin en az olduğu yere. Rezervler, tam olarak bunun için yapılıyor ve ortam yenilenmeye başlıyor.

Eğer Dnipro’nun akıntısının yönünden gidersek, karabatak ve balıkçıl kuşlarının büyük kolonilerin bulunduğu Kruglık adasına ulaşabilirsiniz. Adada kuşların nasıl yuva yaptığını görebilirsiniz. Kruglık adasına yaklaşırken ağaçların kuru dallarında oturan karabataklar görünmeye başlar. Bunun sebebi karabatakların biyolojik özelliklerinden kaynaklı: Islanmasını önlemek için yağlanmayı sağlayan üropigial bezleri olmadığı için karabataklar, tüylerini kurutmak için kanatlarını havaya kaldırarak, zaman zaman ağaçlarda veya kum kıyılarında zaman geçirirler. Bilim insanları, kuşların sayısının dinamiğini izlemek için her yıl araştırmalar yapıyorlar. Sezon boyunca yaklaşık iki bin karabatak çifti yuva yapabilir.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Vitaliy Grışçenko, bu ada yüzyıllar önce bambaşka bir yerde bulunduğunu söylüyor. Adalar sürekli değişiyor: ilkbahar olunca sel sırasında şiddetli akıntılardan dolayı bazı yerlerde kıyı yok ediliyor diğer yerlerde katır oluşuyor. Bu şekilde Şelestiv adası oluştu. Burada iç koyların (akıntırlanın) bir sistem var. Bu ada ve koyları açılmış parmaklara benziyor. Önce kumdan ve katırdan oluşan kıyı oku ağaçlarla ve çalılarla kaplanmaya başladı. Aynı zamanda bir daha kıyı oku oluştu ve çalılıkla kaplanmaya başladı. Sonra da bu kıyı oklar birleşti ve ada oluştu.

— Bu, su altında kalmayan gerçek Dnipro’dan kalan kısmıdır, onun ayrı özelliği var: buralar eskiden nasıldı diye görebiliriz. Şimdi ise bambaşka hidrodinamiği var ve tamamen farklı süreçler geçiyor.

Şimdi hidroelektrik santralinin kumu durduğu için adaların oluşumu ve kum kayma dinamiği azaldı. Bu barajlara “trombüs” denir. Her yıl seller vardı, su etraflara akıyordu ve taşkın yatağı su altında kalıyordu bu şekilde kum aşındırıp teskin eder. Şimdi baraj bu süreci durduruyor. Bu yüzden bilim adamları hidroelektrik santral dizisinin belirsiz olarak adlandırıyorlar.

Vitaliy’in söylediklerine göre burada nehrin normal akıntısı çoktan bozulmuş: balık yumurtlayamaz, farklı kuş türlerinin yuva yaptığı kum kıyı oklarını şiddetli suyun boşaltması nedeniyle yok oluyor. Ama bazı kuş türleri bu durumdan faydalanıyor. Kışın suyun sürekli değişmesi nedeniyle Dnipro’da buz eriyor ve büyük bir açık alanı oluşuyor. Buraya ördekler, laruslar (batı martısı), bayağı deniz kartalları toplanmaya başladı. Bugünlerde bu bölge su kuşları ve su yanında yaşayan kuşların kışı geçirmek için orta Ukrayna’nın ana yerlerinden biridir.

Kuşların ötmesi

— Oraya giden olursa eğer poşetleri yanına alsın ve fotoğraf makinesinin üzerine geçirsin. Farklı olaylar şeyler başlarına gelebilir!

— Sizin kıyafetinizi veya başka bir şey giyebilir miyim? Bu benim bayramlık kıyafetim.

— Giy. Ama yağmurluk daha iyi, yıkanması kolay. Sayım yapmak için gittiğimde rahat nefes alabilmek için de maske takıyorum.

— Hayır, uzaklara gitmezsek eğer ölümcül olmaz. Hançeri almadın mı?

— Almadım.

Sefer, karabataklarla dolu adaya yaklaşıyor; gübrenin kokusu çok ağır, ağaçları yiyip bitiriyor, kıyafetleri saymıyoruz bile. Kaplan, Dnipro’nun kıyısında derinliğini ölçüyor. Kıyiv’in veya Pereyaslav’ın yakınlarda su daha derin. Sığlığa girmesinden ve su altındaki bitkilerin pervaneye ve dümene dolanmasından telaşlanıyor. O buraya daha önce hiç gelmedi “Bu tam bir keşif, Amazon keşfi” diye söylüyor.

Evgeniya ağaçların dallarına ve yapraklarına bakarak ormandan geçiyor. Çalılıktan geçmek için bazen yanına hançer alıyor. Bir elinde dürbünü diğerinde ise mesleki diktafonu tutuyor. İlk başta onun bu kadar ilgisini çeken nelerin olduğunu anlamakta zorluk çekiyordu. Orman sesleri – ağaçların ve rüzgarın sesi, böceklerin vızıldaması ve kuşların ötmesi – epey alışılmış. Birkaç dakika sonra kadın “Karabaş ötleğen” diye bağırıyor. Tek onun böyle bir flüt şarkısı var diye söylüyor. Onun ötmesine tahtalı kuş katılıyor sonra da bayağı sıvacı kuşu. Şimdi de bayağı ispinoz şarkısına başlıyor.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Evgeniya Yablonovska-Grışçenko 20 yılı aşkın kuşları inceliyor ama onların ötmesi başlıca kıymetidir. Onun araştırmalarının ana kahramanı ispinoz’dur. Bu 18 sm kadar büyüklüğündeki minnak kuşu rezervuarın herhangi yerinden duyabilirsiniz. Kuşların ötmesini kayıt altına alıyorlar ve rahatlamak için dinliyorlar veya psikolojik sorunları olan insanlara ilaç gibi kullanılıyor. Evgeniya ise bu kayıtları bilimsel açıdan yapıyor: bu şekilde sayım yapmak daha kolaydır.

— Kuşu görmek, zayıf sinir sistemine sahip olan insanlara için kolay bir iş değil. Bir bülbülü bulmaya çalışın! Ama onu duymak ne güzel.

Müzik öğretmenleri bile ispinozların ötmesini ayırt etmekte güçlük çektiklerini söylüyor. Sırrı nedir? Lehçelerinde! Zakarpattia’da (Ukrayna’nın batısı) yaşayan Ukraynalıların dili Kıyiv’de (Ukrayna’nın ortası) yaşayan Ukraynalıların dilinden farklı olduğunu biliyoruz. Meğerse kuşların da aynı. Kuşların ötmesi kalıtımlı geçmiyor, öğreniliyor. Grışçenko’lar ispinozların ötmesinin ta 20 bin önce oluştuğunu belirlemeyi başardılar. Hala bunu gözlemleyebiliriz. Lehçelerin oluşumu birçok faktöre: hem tarihi şartlarına hem çevresine (dağlar, ovalar, ormanlar) bağlıdır.

Genellikle erkek ispinoz şarkı söyler. Evgeniya, şarkıların ana düşüncesi çok basit olduğunu söylüyor.

— Ana fikri şöyle: benim alanımdan çekip git burada ben yaşıyorum. Sen de bana gel, benim ne kadar yakışıklı olduğuma bakar mısın? Her şey çok basit ve pragmatik.

İspinozlar, en iyi şarkıcının kim olduğunu öğrenmek için aynı şarkıyı seslendirdiklerinde bile şarkı düellolarını yaparlar. Düelloların başında şarkılar sakin ve melodik ise sona yaklaştığında kuşlar neredeyse birbirine bağırırlar. Ama Evgeniya, dişi en sesli şarkıcıyı seçmeyebilir çünkü onu yenme riski var: onun sakin ve güvenilir erkeği aradığını söylüyor.

Biyoloğun söylediğine göre kuşların hiyerarşisi ötmeleri belirtir. En zor şarkı söyleyen en yetenekli şarkıcılar dominant olur. Basit besteler yapabilen genelde genç kuşlar olur. Evgeniya, daha kolay ötüşlerin analizi için kuşları bölgelere göre numaralarla ayırt ediyor. Her şeyi kayıt altına alıyor.

— Güneşli, hemen hemen rüzgarsız, yaklaşık yirmi derece. Bunu söyleyen altıncı numara, bölge altı. Yoklama tamam, altıncı, üçüncü ve bayağı çılgın karışıyor. Sabotajcı!

Bu kayıtları Evgeniya laboratuvar şartlarında bilgisayarında inceliyor ve songrafıyi elde ediyor. Yani araştırmacı kuşların ötmesini kulakla değil, zaman içindeki frekans dağılımı çizelgesiyle analiz ediyor. Bazen ona kuşların ötme kayıtları türlerini belirlemek için gönderiyorlar. Evgeniya, işte şimdi tam bir dedektif işi başlıyor diye söylüyor. Biyoloğa göre Ukrayna’da bioakustik çok az gelişmiş bu yüzden onlar Vitaliy ile beraber kuşların ulusal bir ötme koleksiyonunu oluşturmak istiyorlar.

Kuşların ötmesini incelemek neden bu kadar önemli? Araştırmacılara göre bu kayıtları öncelikle belirli türün kaydetmesinin ispatı olarak kullanılabilir. İkinci ise hangi türlere sahip olduğumuzu bilmek ve değişiklikleri kontrol etmek için ulusal koleksiyonuna sahip olmalıyız.

— Kuşun ötmesinin kaybolması bilgilerin sonsuza dek kaybolması demektir. Kayıp bir dil gibi olacak; yazılanları okuyabiliriz ama kulağa nasıl geldiğini bilemeyiz.

Şimdi Evgeniya ve Vitaliy son derece büyük bir kayıt koleksiyonuna sahipler — on yedi bin kayıt. Kuşlar çok şeyi öğretebilir diye söylüyorlar. Önemli olan kendin ol, çünkü “karga bir kartala dönüşmez, kartal da ördeğe”. Evgeniya, kuşların ötmesi çevreyi dinlememizi öğretmeye yardımcı oluyor diye ekliyor.

— Çocuklarla konuşmaya başladığında bülbülün ve serçenin ötmesini ayırt edemiyorlar. Biz görsel bir dünyada yaşıyoruz, ses dünyasında yaşamayı unuttuk. Bunu öğrenmeliyiz bunu da öğretmeliyiz. O zaman tabiyatı ve kendimizi de daha iyi anlayabileceğiz.

Koruma alanının ana görevi tabiatın koruması, bilimsel araştırmaları ve ekolojik eğitimi. Her yıl öğrenciler (biyologlar, coğrafyacılar, jeologlar) staj yaparlar, öğrenci yurtlarında kalırlar. Birkaç yıl önce tarihçi-arkeologlar çevresinde kazı yapıyorlardı, filologlar ise etrafındaki köylerin folklorunu öğreniyorlardı.

— Sık sık çocuklara rezerv, doğanın yasalarına göre istediği gibi yaşadığı ve yaşamına karışmadığımız, sadece ziyarete geldiğimiz bir yerdir diye söylüyoruz. Bu onun evi, onun alanıdır. Biz de bizi çevirili olan bir şeyle bir arada yaşamayı öğreniyoruz.

Evgeniya’ya göre şimdi çok az kişi bilimle ilgileniyor, ama yine de umudunu kesmiyor. Para ve statüye odaklanmak yerine eskiden var olan bilim kişi romantizmini –yolculuklar, keşifler, uzak seyahatleri– yeniden canlandırmak istiyor. Onun söylediği gibi tam da bu yüzden sadece üniversite öğrencileri ile değil çocuklarla çalışmak da çok önemli; bilimin olumlu imajı yaratması, eko-bilinçliliği ve doğaya özenli davranmasını öğretmesi gerekir. Evgeniya, “hassas ve yumuşak” eğitim olmalı ki, yasaklar sadece insanlarda ters tepki yarattığını belirtiyor. Bu yüzden bilim adamları, doğa çok narin ve hassas bir yapı, onun güzelliği maalesef kolayca yok edilebilir.

— Ben sadece doğayla ilgilenilmesini öğretebilirim. Bu yıl, size anlattıklarımı öğrencilere de anlatabileceğimi umuyorum. Böyle bir fırsat olduğu için çok mutluyum, belki onlar da bu işlerle uğraşmak isterler.

Su barajı. Sessiz ilkbahar

Çiftin söylediğine göre rezervin ana yok edici gücü Kaniv barajıdır. Onun etkisinden yerleşimler, kayalar aşınıyor, koruma alanının paleontolojik anıtları eski Dnipro’yu tam anlamıyla yok etti. Kaniv PDH’yi (Pompaj Depolamalı Hidroelektrik santrali) yaratma girişiminin yeniden canlanması bilim insanlarını korkutuyor: Pompaj Depolamalı Hidroelektrik santralinin devamlı su akımı kıyıların daha da aşınmasına neden olabilir. Diğer bir tehlike var; Dnipro’ya geçen Çornobıl nüklitleridir. PDH, su hareketi nedeniyle, nehirden aşağı inecek olan bu radyoaktif madde kütlesini kaldıracak. Biyologların söylediğine göre barajların diğer tehlikesi tarlalardan büyük miktarda gübrenin aşınması mavi yeşil yosunların yayılmasına sebep olur. Evgeniya, Ukrayna gelişiminde tarım sektörüne değil turizm ve rekreasyona odaklanması gerektiğine inanıyor.

— Şimdi Dnipro ölüyor diyorlar. Barajdan dolayı ölüyor. Sevindiren tek bir şey var: koruma alanları yaratıldığı yerlerde insan etkisi azalıyor.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Barajın sorunundan başka kaçak avlanma ve kimyasal soruları biyologları düşündürüyor. Çiftin söylediğine göre sonbahar gelince rezervenin güvenlik servisinin çok işi var. Kaçak avcılar Kruglık ve Şelestiv adalarına gizlice geçip nadir balık ve kuş türlerini avlarlar. Yazın ise sentetik gübreler suları o kadar kirletiyor ki felaket bir sayıda balık ölüyor. Evgeniya’ya göre eskiden ilkbahar gelince yerden bıldırcının, tarlalar üzerinden geçen yelvegillerin veya tarla kuşlarının sesleri duyuluyordu, şimdi de sessizlik. Bir zamanlar ortalığı karıştıran “Silent Spring” (“Sessiz ilkbahar”) kitabını hatırlıyor:

— Batı Avrupa’da yaklaşık 50-60 yıllarında olan aynı sessiz ilkbaharımız var. Son 20 yıl içinde koruma alanında çok şey değişti. Örneğin, Dnipro’nun sol kıyısı yakınlarında kuşların yuvalandığı küçük bir ada vardı. Şimdi ise orada hiç kimse yok.

Ama Vitaliy ve Evgeniya tüm sorunlara rağmen yaptıkları işin perspektif olduğuna inanıyorlar. Çuha çiçeği korumak için etkinlikler ve eğitim çalışmalarını düzenliyorlar; bilim insan genç neslini eğitiyorlar, hayvanları inceliyorlar, kendi kuş ötme koleksiyonunu tamamlıyorlar ve Kaniv Koruma Alanı’nı turistik yerlerden biri olarak destekliyorlar.

— Biliyor musunuz saçtan geçen rüzgar, kuşların ötmesi olmadan yaşanmaz; bu mükemmel dünyayı kaybetmek istemiyoruz. Bir kişi bile kartalı öldürmezse demek ki doğru yoldayız ve gerekeni yapıyoruz diye anlarız.

destek

Bu materyal İsviçre Kıyiv Büyükelçiliği’nin katkılarıyla hazırlandı. İçeriğinden tamamen Ukraїner sorumludur. Materyalin yaratıcılarının görüşleri bağışçının görüşlerini yansıtmayabilir.

Materyali hazırlayanlar

Proje yazarı:

Bohdan Lohvınenko

Proje menajeri:

İvanna Vlasük

Yazar:

Valentına Polovınka

Baş editörü:

Yevheniya Sapojnikova

Editör:

Anastasiya Serikova

Yapımcı,

Röportör,

Senaryo yazarı:

Karina Pilühina

Yapım asistanı:

Nataliya Vışınska

Fotoğrafçı:

Yuriy Stefanyak

Maksım Zavallya

Kameraman:

Oleh Solohub

Maksım Zavallya

Roman Klımçuk

Kurgu yönetmeni:

Liza Litvinenko

Yönetmen:

Mıkola Nosok

Ses yönetmeni:

Anastasiya Klımova

Fotoğraf editörü:

Katya Akvarelna

Transkripsiyoncu:

Tetyana Prodanets

Mariya Holoşnük

Hrıstına Arhıtka

Taras Berezük

Çevirmen:

İrina Aydın

Çeviri editörü:

Vladıslav Movçan

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska