Share this...
Facebook
Twitter

Kırım Tatarları, Kırım yarımadası ve Ukrayna’nın bozkır kesimlerinde oluşan Türk kökenli Ukrayna’nın yerli halkıdır.

Kırım Tatarları toplamda üç işgal yaşadılar. İlki, 1783 yılında Rusya İmparatorluğu Kırım Hanlığı’nı ilhak ettiğinde olmuştu. Sonuç olarak 18. yüzyılın sonunda – 19. yüzyılın başında çok sayıda Kırım Tatarı Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına göç ettiler.

İkinci işgali Kırım Tatarları 1944 yılında Sovyet yönetimi tarafından sürgün edildiklerinde yaşadılar. O sırada 18 Mayıs günü ve ardından geçen birkaç gün içerisinde Orta Asya ve Rusya’nın bazı kuzey ve doğu bölgelerine 191 binden fazla kişi sürgün edilmişti. Farklı değerlendirmelere göre, Kırım’ın o zamanki Kırım Tatar nüfusunun üçte biri ila yarısı kadar sürgün sonucunda hayatını kaybetti.

Sürgünden sonra Ukrayna’nın bağımsızlık döneminin başında evlerine dönen Kırımlılar, 2014’te Rusya Federasyonu’nun Kırım’ı ilhak ettiğinden dolayı yine topraklarını terk etmek zorunda kaldılar.

Kırım Tatarları büyük zorluklarla karşı karşıya kalsalar da kendi dillerini, zengin kültürlerini ve geleneklerini koruyabildiler. Kırım Tatarlarının çoğunluğu Ukrayna’yı destekleyerek aktif sivil pozisyona sahipler. Bugün “Kırım Ukrayna’dır” cümlesini en sık onlardan duymak mümkündür.

Ramazan Bayramı

Kırım Tatarları Müslüman olup Ramazan Bayramı dahil İslam dünyasının birçok dini bayramını kutluyorlar.

Kur’an-ı Kerim’in Müslümanlara armağan edildiği bir gece olduğu düşünülen Kadir gecesi çok kutsaldır. O geceye yapılan hazırlıklar birkaç gün sürer. Evlerde, mezarlıkta temizlik yapılır, yeni kıyafetler giyilir vs. Bayrama bir gün kala kutlanan Arife Gecesi’nde ise genelde katlama, çibörek, tatlılar vs. gibi hamurdan yapılan bayram yemeği hazırlanır.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Kırım’da Ramazan Bayramı her zaman aile ortamında kutlanıyordu. 2019 yılında ise Kyiv’de yaşayan Kırım Tatarları, Ramazan Bayramının da kutlandığı “East Fest” festivaline ilk defa katıldılar. Kutlamalar ayrıca Ukrayna Fuar Merkezinde de gerçekleşiyor.

Ukrayna ana karasındaki etkinlikler çoğunlukla camilerde yapılıyor. Kutlamalar, geleneksel olarak bayram namazından başlıyor.

Ramazan, oruç ve cömertlik ayıdır. Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi Kyiv Temsilciliği’nin ibadet salonunda Ramazan ayı boyunca neredeyse her gün iftarlar yapılıyor.

Ayder Rustamov. Manevi hayat

Ukrayna’nın ana karasındaki Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Müftüsü Ayder Rustamov, işgalden önce Kırım’ın yerel yönetiminin kapsamlı etkinlikler düzenlemeye çalışan Müslümanlara engel olduğu için sadece küçük kapsamlı kutlamaların yapıldığını anlatıyor. Ayder’in söylediğine göre Kırım Müslümanları arasında da iletişim sorunu ve anlaşmazlıklar yer alıyordu. Müftü işgalden önce de Kırım’da Müslüman toplumunun ne şekilde birleştirileceğine dair bir anlayışın olmadığını söylüyor.

Ayder ve ebeveynleri sürgünde doğdular. Ayder Orta Asya’da, anneannesi ve dedesi Kırım’da dünyaya geldiler:

— Orta Asya’dan Kırım’a döndüğümüz zaman her halde üçüncü sınıfa gidiyordum. Onun (anneannemin) evini bulduk. O görüntü hala gözümün önünde: geldik, anneannem buldu, düşünsenize doğup büyüdüğü öz evini buldu. Ağladı.

Lise eğitimini Kırım’da tamamlayan Ayder, Arap Dili ve Edebiyatını öğrenerek yüksek öğrenimini Ürdün’de gördü. Kırım’a döndüğünde İslam ile ilgili dini kitapları Arapça’dan Kırım Tatarcasına çevirdi. Müftü olmadan önce yarımadada kendi işletmesini çalıştırıyordu.

İşgalden sonra Ayder Rustamov’un ailesi Ukrayna’nın anakarasına göç edip eve dönmek için elinden geleni yapıyor.

2016 yılında, Kırım’dan göç eden Kırım Tatarları Ukrayna’nın anakarasında, 14 topluluğun oluşturduğu bir kongre düzenlediler ve Kırım Müftüsü görevine resmi olarak Ayder Rustamov’u seçtiler.

Ayder’in söylediğine göre müftü genel anlamda dini otoriteyi temsil ediyor ama bu kadar yüksek mevkii almayı istememeli. İslam kanunlarına göre bir insan iktidar istiyorsa bu iktidara hakkı yoktur.

Müftü seçimlerine her topluluk, topluluk başkanı, topluluk imamı ve bir yetkili kişi başta olmak üzere üçer kişi delege ediyor. Üçü arasında seçim yapılıyor.

Müftünün öncelikli görevi dünyada Kırım Tatar kimliğini korumaktır. Ayrıca Kırım’ın Ukrayna’ya dönmesi için elinden geleni yapmaya hazırdır:

— Ukrayna’da sahip olduklarımızı değerlendirmeliyiz. Ukrayna’yı vatanım olarak görüyorum. Kırım Ukrayna’dır. Burada kendimizi özgür hissediyoruz. Anakaraya gelen insanlar burada daha rahat nefes aldıklarını söylüyorlar.

Şu an Kırım’daki Kırım Tatar dini topluluklar serbest bir şekilde faaliyet gösteremiyorlar. Müftü, yarımadada kalan dini temsilciliklerin işgalcilerle işbirliği yapmak zorunda kaldığını anlatıyor. Bu yüzden Kırım Tatarları, Ukrayna’nın anakarasında Kyiv, Nivki merkezli Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi’ni kurmaya karar verdiler.

Bir yıldan fazla zaman önce burada mescit açıldı. Burası hem kadınlar hem de erkekler için açıktır. İlk başta çok az insan geliyordu, şimdi ise burada herkesin dua edebilmesi için koridorda bile seccadeler seriliyor.

Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi , Kırım Tatar Milli Meclisi ile yakın işbirliği içerisinde olan dini bir platform ve Kırım Tatarlarının dini enstitüsüdür. Eğitim, hayırseverlik, sosyal faaliyetler, hac ve umre başta olmak üzere birkaç alanda faaliyet gösteriyorlar. Müslüman yılda bir kere kutsal yerleri ziyaret etmeli:

— Şu an hac organize etmeye çalışıyoruz ki tüm yurttaşlarımızın Ukrayna pasaportu ile uygun fiyata haca gitme imkanı olsun. Çok sayıda yurttaşımız, paraları olsa da Rus pasaportu ile Haca gitmek istemiyor.

Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi , çocuklara milli duyguları aşılamak ve entelektüel olarak onları zenginleştirmek için Pazar okulları düzenliyor.

Müftü, kendi okulunu açma niyetinden bahsediyor. Pazar okulunun yanı sıra Kur’an okuması, İngilizce ve Arapça dil kursuolan bir anaokulu açmak istiyorlar.

1988 yılında Ayder’in ailesi Kırım’ın Pervomaysk bölgesi, Oleksiivka köyüne yerleşti (1945 yılına kadar Eski Ali Keç köyü). Okulda eğitim dili Rusça olsa da Ayder ek ders olarak verilen Ukraynaca dersine de devam ediyordu:

— Dikteleri bile oradaki Ukrainler ve Ruslardan daha iyi yazıyordum. Ama konuşma pratiğimiz yoktu.

Tamila Taşeva. Kamu faaliyetleri

Tamila Taşeva hem Kırım’dan göç edenlere yardım ediyor hem de Ukrayna’da Kırım Tatar kültürünün gelişimi için katkıda bulunuyor.

Tamila Taşeva Ukrayna Parlamentosunda (Verkhovna Rada) staj yapmak için 2007’de Kyiv’e taşınsa da şu an yarımadaya gidemiyor:

— Tabii ki bu durum beni çok üzüyor. Bu çok zor çünkü annem, babam ve diğer akrabalar hala Kırım’da yaşıyorlar.

Taşeva, Ukrayna Parlamentosunda (Verkhovna Rada) çalıştıktan sonrakültür yönetimi, çeşitli festivaller ve diğer sanatsal etkinlikler organizasyonu gibi farklı alanlarda faaliyetler gösterdi:

— Kırım Tatar kültürünü Ukrayna kültürü ile beraber geliştirmek, her zaman ilgi duyduğum bir konuydu.

Art arda birkaç yıl devamında Tamila Taşeva Ukraynalı şarkıcı Oleg Skrıpka ile beraber “Hayaller ülkesi” festivali kapsamında Kırım Tatarlarına özel etnik sahneler düzenliyordu:

— Galiba gerçek şu ki, Kırım Tatar kültürünü en çok o zamana kadar Kırım’dan yıllar önce taşınmış insanlar yaygınlaştırıyordu.

Sivil aktivist ve medya danışmanı Alim Aliyev Kırım Tatar kültürünü Lviv’de, Tamila Taşeva ise Kyiv’de geliştiriyor. Böylece Lviv’de, Ukraynalı ve Kırım Tatar müzisyenlerin de davet edildiği Kırım Tatar kültür festivalleri düzenleniyordu. Her sene Ukraynalı ile Kırım Tatar müzisyenlerin ve Kırım’lı sanatçıların etkinliklerini organize ediyorlardı. Kyiv’de birkaç festival daha düzenlendi ama 2014’e kadar tüm bunlar pek bilinmiyordu:

— 2014 yılı gerçek bir kırılma noktası oldu. Büyük bir acı olan savaş, toprakların ilhakı ile karşılaştık. Fakat bununla birlikte Kırım Tatarlarını Ukrayna toplumunda tanımaya, Ukrayna’nın yerli halkı ve desteklenmesi gereken bir etnik topluluk olarak görmeye başladılar.

KırımSOS

Tamila Taşeva, Alim Aliyev ve Sevgil Musayeva 2013-2014 yılları arasında Onur Devriminin aktivistleri olup ellerinde daima yükselen Kırım Tatar bayrağını tutuyorlardı. 27 Şubat 2014 gecesi, Kırım’da Simferopol’deki idari binaların askeri kıyafeti giymiş adamlar tarafından ele geçirildiğini öğrendiler. O zamanlarda bunu muhtemelen Rus tarafının yaptığı anlaşılıyordu:

— O an her şeyin çözülmesini umuyorduk. Ama öğlen saatlerinde, sanırım 13-14 civarında hep beraber ofiste oturup Facebook sayfasını oluşturmaya karar verdik. İnsanlara yaptığımız çağrıyı çok iyi hatırlıyorum: Biz “KırımSos” olarak haberleri sizinle doğrudan Kırım’dan paylaşacağız.

Bu kurum, Kırımlı bloggerler, gazeteciler ve sivil aktivistlerin yardımıyla Ukraynalıları ve yabancı gazetecileri bilgilendirip açıklamalarda bulunuyordu. Tamila, bir hafta içerisinde 15 000’den fazla insanın onları takip etmeye başladığını ve sayfanın birçok paylaşımda anıldığını anlatıyor. İlk başta, ekibin amacı sadece tüm olayları olduğu gibi aktarmaktı ama enformasyon destek dışında Onur Devrimi esnasında Meydan’da olduğu gibi gerçek yardıma da ihtiyacın olacağını çok hızlı bir şekilde anladı.

Mart 2014’te KırımSOS aktivistleri, Kırım’dan gelen insanları evlerinde ağırlamaya hazır olan Ukraynalıların gönderdikleri mektuplar için e-mail oluşturdular. Askeri kıyafet giymiş insanların yerleşenlere girdiklerinden dolayı Kırım’da kalmaktan korkan ve Kırım’dan çıkmak isteyenler acil hat numarasını arıyorlardı.

2017 yılı itibariyle KırımSOS göç edenlere yardım etmenin yanı sıra Kırım’da takibata maruz kalan insanlarla da daha aktif bir şekilde çalışmaya başladı. Yarımadada bulunan avukatlar, aktivistler ve gazetecilerle doğrudan çalışmaya başladılar.

Bununla birlikte KırımSOS ekibi göç etmek zorunda kalan insanlardan oluşturulan derneklerle çalışarak gelişim sürecine yardım ediyor. Yeni kurulan kuruluşlara Ukrayna’daki çalışma prensiplerini, kendi işlerine yardım yolları anlatıp kaynak arayışı, medya yolu ile iletişimi vs öğretiyorlar.

Bu süreç zarfında kalacak yer arayarak veya hukuki, sosyal ve psikolojik yardım sağlayarak onlarca insana yardım ettiler. Örneğin, sosyal yardım hijyen ürünleri, gıda ürünler gibi ürünler içeren temel ihtiyaç paketinden oluşuyordu. Ayrıca küçük ölçekli işletmelerin Ukrayna’nın anakarasına entegrasyonunu kolaylaştırmak amacıyla işletmelerin açılması ve gelişmesi için yardım ediyorlardı.

2014-2015 yıllarında ülken yönetimi toplumdaki meydan okumalara (çağrılara) ne tepki vereceğini bilmiyordu. O zamanlarda hem Kırım’dan hem de Ukrayna’nın doğusundan ülke içinde göç etmek zorunda kalan insanların statüsünü belirleyen yasal düzenlemeler yoktu:

— Fiilen yardımın yanı sıra yasalar da hazırlıyorduk. Ülke içinde göç etmek zorunda kalan insanları ilgilendiren ilk yasa üzerinde bizim ofisimizde çalışılıyordu.

Tamila’nın annesi ve babası Kırım’ ı terk etmeyi reddetti. Orada hem ablası hem de yeğeni kaldı:

— İki sene önce orada veda bile edemediğim büyükannem vefat etti. 2014’ten beri üç yıl boyunca onu göremedim. Tabii ki psikolojik olarak bu çok zor. Rusya Federasyonu Kırım’ı kendi toprağı olarak gördüğü sürece durum düzelene kadar Kırım’a gidemiyorum çünkü benim için bu gerçekten tehlikeli.

Topluluk

2014’ten sonra Ukrayna ve dünyada Kırım Tatar topluluğuna karşı yaklaşım çok değişti. 2014’e kadar Kırım’daki Kırım Tatarlarını ayrılıp örneğin Türkiye’ye geçme potansiyeli olan bir grup olarak görülüyordu. Tamila Taşeva’nın dediğine göre Ukrayna bağımsız olduğu süre boyunca Kırım’ı kaybediyordu çünkü “Kyiv Kırım’ı önemsemiyordu”: düzenli enformasyon politikası ve Kırım nüfusu ile bir devlet çalışması yoktu. Rusya ise Kırım’daki sivil toplulukları ve medya üzerinden propagandaya çok büyük para harcıyordu.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

— 2007’de Kırım’dan Kyiv’e taşındığım zaman bana kimse önyargılı davranmadı çünkü Kırım Tatarları hakkında çok az şey biliyorlardı. Kırım Tatarlarının korkunç bir şey yaşadıklarından dolayı yılda bir kere 18 Mayıs’ta sokağa çıktıklarını biliyorlardı. Bunun bir sürgün, insanlığa karşı bir suç, soykırım olduğunu bile anlamıyorlardı.

2014’e kadar Kırım Tatarları ve trajedileri hakkında çok az insan bilgi sahibiydi. Zaman zaman bazı aktivistler bunu kültür üzerinden anlatıyordu. Çoğu zaman kendilerini örnek göstererek Kırım Tatarlarının kim olduğunu anlatıyorlardı. Aynı zamanda Kırım Tatarlarının, Ukrayna’nın güçlü ve zengin devlet olması için Ukrayna için esenlikler isteyen bir Avrupa ulusu olduğunu anlatıyorlardı. Çünkü yalnızca bir Avrupa devleti olan Ukrayna’da, yerli halkların etnik topluluklarının hakları düşünülebilir:

Yarımadadan çıkan insanların yerleşimi için bir yardım çağrısı yaptığımız 2014’ü hatırlıyorum. O zamanlarda binlerce insan ev konusunda yardımcı olmaya hazır olduğunu yazdı. Örneğin, Oleg Skrıpka Mart 2014’te beni aradı ve “Tamila, bak, Kyiv’in yakınlarında boş bir evim var. Yakınlarından veya tanıdıklarından birinin eve ihtiyacı varsa bu evi kullanabilirsin”, dedi. Ve bu çok önemliydi.

Sonbahar 2018’de “Demokratik Girişim” Vakfı bir sosyolojik anket yapı. Ukraynalılara, Kırım Tatarlarının Ukrayna devleti içinde kendi kaderini tayin etme hakkını verip vermediklerini sordular. Yani burada Ukrayna devleti içinde ulusal toprak özerkliği kastedildi. Ukraynalıların %50’den fazlası Kırım Tatarlarına söz konusu hakkının tanınması gerektiğini söyledi. Bu iyi bir gösterge, çünkü Kırım Tatarlarına düşmanca bir yaklaşımın olmadığı ve Kırım Tatarlarının ayrılıkçı bir grup olduğu düşünülmediği demek oluyor.

Kırım Tatarları kendilerini Kırım ve Ukrayna’nın yerli halkı olarak kabul edip tanıtmaktadır:

— Tabii ki, Kırım daima benim evim olacak ama Kırım Ukrayna devletinin bir parçasıdır, Kırım Ukrayna’dır.

Tamila için Kyiv ikinci evi olmuştur çünkü hem kendisi hem de arkadaşlarının çoğu yıllardır burada yaşıyor. Ama Kırım’a serbest bir şekilde seyahat edemediği sürece tam anlamıyla mutlu olamıyor çünkü kökenleri orada:

— Evime gidip annemin kahvesinden içmek istiyorum. Evimde saçlarımı okşamasını, güzel yemeklerini yapmasını istiyorum.

Tamila Kırım’a her gittiğinde mutlaka Bahçesaray’a da uğruyordu:

— Bahçesaray üzerindeki dağ platosunu çok iyi hatırlıyorum. Benim için bir nevi güç yeriydi. Her defasında oraya gider otururdum, meditasyon yapardım, Bahçesaray’ı, o dar sokakları izlerdim. Ve o görüntünün sadece hayallerimde olması yerine gerçek olmasını istiyorum çünkü onlar benim için çok duygusal ve hacimlidir.

Kırım Tatarlarında “doğru” veya “yanlış” Kırım Tatarı kavramı yoktur. Kimileri Allah ile birleşme yolunu ve İslam kurallarına göre bir hayat seçiyor, kimileri ise daha layik bir yaşam seçiyor. Aktif layik yaşam sürdürerek tesettür giyen ve 5 vakit namaz kılan Kırım Tatar kadınları var:

— Kimileri ceket ve kot pantolon kimileri ise baş örtüsü ve uzun elbise giyiyor. Tüm bunlar kendimizi Kırım Tatarı olarak hissetmemize bir engel değildir. Çünkü din, dil, vatan sevgisi ve Kırım Tatar hareketinin tarihi bizi birleştiren hususlardır.

— Başörtüsü takanlara ve takmayanlara sarıldım. Layik veya dindar fark etmeksizin kim olduğunun bir önemi yok. Bu farklılığı korumamız ve ona değer vermemiz lazım çünkü bana göre Ukrayna farklı olmamızla değerlidir. Ve bu çok önemli çünkü her ülke hakkında bu söylenemez.

Her ulusal topluluk bu benzeri olmayan ülkeye renk katabilir.

Eskender Bucurov. İş dünyası

Ramazan Bayramı arifesinde mutlaka bir şeyler kızartmak gerekiyor. Genelde çibörek yapıyoruz. Bayram günü ise çeşitli yemekler yeniliyor.

Kasım 2019’da Kırım Tatarı olan Eskender Bucurov ve oğlu Asan Kyiv’in Podil semtinde “Sofra” adlı çibörekçi açalı 5 sene olacak. Şu an “Sofra” Kyiv’de çibörek yiyebileceğiniz en güzel yerlerden biridir. Çibörek ve konuşulan Ukrayna dili sayesinde ortada gerçek bir Kırım ortamını hissedebilirsiniz, çünkü onlar kendilerini Ukrayna’nın bir parçası olarak görüyorlar.

2014’te Kyiv’de okurken Asan babasını arayıp canının Kırım çiböreğini çektiğini ve Kyiv’deki çiböreklerin gerçek çibörekten çok farklı olduğunu söylemişti.

O zamanlarda Kırım’da bulunan Eskender’in ailesi savaşmaktan ziyade çalışmak ve bir şeyler yaratmak istediğini anlamıştı. Böylece tüm ailesi Kyiv’e taşınmaya ve çibörekçi açmaya karar verdi. Eskender’in oğlu Asan dükkan için bir yer buldu, tasarımını kendisi yaptı (mesleği mimar – editörün notu) ve mobilyalar tasarladı. Eskender Kyiv’ye taşındığı zaman dükkan halihazırda onu bekliyordu.

Söz konusu fikri hayata geçirmek için iki ay gerekti. Fakat Bucurovlar ailesinin üretim tecrübesi yoktu, sadece ev tecrübesi olarak çibörek ve yantıklar yapmayı biliyorlardı.

— Hiç kimse bize yardım etmedi, bunu ikimiz başardık.

“Sofra” kurucularını televizyona davet etmeye başladılar ve özellikle sosyal medya sayesinde küçük mekan popüler oldu:

— Çibörek milli yemeğimizdir. Onu çok fazla ve farklı yapıyorlar. Her hanımın evinde her zaman bir parça hamur ve kıyma vardı. Çok hızlı bir şekilde yağ koyarak tavayı ısıtıp çibörek kızartabilirdi. Evde hep buna alıştık.

İlk başta Eskender çibörekleri kendisi yapıyordu. Evde nasıl yapıldığını hatırlayarak çibörek yapıyordu:

— İlk başta çok güzel olmuyordu ama zamanla daha güzel yapmaya başladım ve başardım.

Şu an Bucurovlar ailesinin Kyiv’de birkaç mekanı var ve orada bir kısmı Orta Asya mutfağından alınmış Kırım Tatar milli yemeklerini yapıyorlar:

— Yemeklerin bir kısmını Özbek mutfağından aldık çünkü uzun zaman orada yaşadık. Bunun yanı sıra Uygur mutfağının yemeklerini de yapıyoruz çünkü hakkında çok şey biliyoruz.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Eskender Orta Asya’da Taşkent yakınlarında doğdu. Orada hem liseyi hem de üniversiteyi bitirdi. 1989 yılında Kırım’a döndü. Pasaportunun uyruk bölümünde Kırım Tatarı yazıldığı için iş bulma konusunda epeyce sıkıntı çekti. İlk başlarda Eskender Türkiye’den Kırım’a turunçgilleri götürüyordu, sonra çiçek gönderimi ile uğraşıyordu ve bir Türk danışmanlık şirketinde çalıştı. 2014’e kadar bu şekilde devam etti:

— Ama o referanduma zorladıkları zaman her şey değişti. O gösteriş amaçlıve uyduruktu. Rus propagandasının anlattığı gibi o referanduma çok fazla kişi katılmadı. Belki nüfusun %10-15’i o referanduma katıldı.

Bucurov ailesi Kırım’ı ziyaret etmek isteklerini ama Kyiv’de onları bağlayan şeylerin olduğunu ve sorumluluk duygusunun uyandırdığını söylüyorlar. Çalışanları bırakamıyorlar çünkü birkaç yıl içerisinde sağlam ekip kuruldu ve birçok minnettar müşteri kitlesi oluştu.

Jamala. Ukrayna DHA’sı taşıyan müzik

Şarkıcı Jamala olarak daha çok bilinen Susana Cemaleddinova her sene Ukrayna’nın Bağımsızlık Gününü, Kurban Bayramını ve Ramazan Bayramını kutluyor. İmkanı durumunda Ramazan’da oruç tutuyor ve aile kutlama geleneğini sürdürüyor:

— Ailece bir araya gelmeye çalışıp pilav, şurpa (Türkçe: haşlama) ve mantı gibi yemekler yiyoruz. Bir araya gelmek ve birbirimize hediye vermek, çok sevdiğim geleneklerdir. Yeni Yıl kutlaması gibidir. Çok hoş bir gün.

Jamala’nın dediğine göre önceden Kırım Tatarları Ramazan’dan sonra veya iftar için bir araya geldikleri bir restoranda kutlama yaparlardı. Bu organizasyonlardan birinde Jamala eşi ile tanıştı:

— Bu gerçekten gerekli bir şey. Ben buna eminim. Gençler bir araya geldiği, buluştuğu, tanıştığı ve mevcut problemleri kendi dilinde konuştukları zaman bu onları birleştiriyor ve onlara ilham veriyor. Bana göre her milletin kendini hem Ukraynalı olarak hissetmek hem de kendi kökenlerini korumak son derece önemli.

Bayramlarda hem layik hem de dindar Kırımlılar eşit olarak kutlama yapıyorlar. Mesela önemli gösterge olan düğünlerde bunu net bir şekilde görüyoruz. Çünkü düğün, internetin ve televizyonun olmadığı zamanlarda kültür paylaşımının yapıldığı andı. O zaman en güzel kıyafet ve takılar giyip tanıdıkları soyları birleştirmeye çalışıyorlardı.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Jamala, Kırım Tatar düğünlerinde müzik yaptıklarını, grup oluşturduklarını, tanıştıklarını anlatıyor. Bir kafede buluşmak yerine düğüne gitmek gerekirdi. O yüzden düğün yapıldığı zaman herkesi davet ediyorlar:

— Bekir ile düğünümüzü yaptığımız zaman yer konusunda çok düşündük çünkü Kyiv’de tüm akrabalarımızı davet edebileceğimiz büyük bir yer bulmak zor. Kırım Tatar ve Ukrayna düğün geleneklerini birleştirdik. Hem buğday hem de Ukraynaca okunan şiirler vardı. Ben de hem geleneksel beyaz gelinlik hem de Kırım Tatar elbisesini giydim. Özellikle düğünde dinin layik yaşam ile birleşimini görmek mümkün çünkü hem camide yapılan bir tören var hem de herkesin bir araya gelip yemek yediği zaman var.

— Kırım Ukrayna’dır. Ve Ukrayna benim vatanımdır. İlk oğlumun dünyaya geldiği, Ukrayna ve Kırım Tatar melodilerinden ve çocukken dinlediğim Amerika müziklerinden ilham alarak kendi müziklerimi yaptığım yerdir. Tüm bunlar karışıyor ve Ukraynalı müzisyenler tarafından bestelenmiş tamamen Ukrayna müziği oluyor. Bu müziğin Ukrayna DHA’sı vardır.

Jamala Ukrayna’yı Eurovision’da temsil ettiği zaman Ukrayna’nın temsilcisi olmak onun için çok önemliydi ama Kırım Tatar olması da ayrılmaz parçasıydı.

— Evet, 1944 hakkında dünyaya anlattığım bir hikayem var. O şarkıda benim için bunun ne demek olduğunu ve Ukrayna ile nasıl bir bağlantısı olduğunu anlattım. Kendimi ayrıştırdığım zaman olmadı.

Amerikalı, Meksikalı ve diğer milli toplulukların tek ülkenin vatandaşları oldukları için birleştikleri zaman Amerika yaklaşımı şarkıcı için çok yakın:

— Nereden geldiğimizi bildiğimiz zaman bu dünyada ilerlememiz daha kolay oluyor. Her gün birçok problem ile karşılaşabiliriz. Ama Ukrayna’dan gelen bir Kırım Tatarı olduğunu ve böyle tavrının olduğunu bildiği zaman daha toplu ve tam olabiliyorsun.

— Bazılarının “Jamala’dan başka bir Ukraynalı yok mu?” gibi düşüncesi vardı. Elemelerde 1944 şarkısını ilk söylediğimde ve seçildiğimde öyle bir gürültü vardı ki. Böyle düşünceler vardı ve onlar beni korkutuyorlar. Onlar beni çok üzüyor çünkü ben ülkemi çok seviyorum ve her defasında büyük bir sevgi ile buraya dönüyorum. Ukrayna dışında başka bir yerde yaşamayı istemezdim ve ileriye doğru gitmemizi istiyorum. Ben böyle eğitildim. Ben bir vatanseverim.

Aynı zamanda Jamala, farklı sebeplerden dolayı Kırım’da kalan Kırım Tatarlarını bugünlerle desteklemek ve onlara toplumumuzun bir parçası olduklarını söylemek ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Şarkıcı mevcut durumun geçici olduğuna ve bir gün eve gidebileceğine inanıyor:

— Hepimizle ilgili bir hayalim var. Oğlumla beraber eve gidebilmem için Kırım’ın Ukrayna olmasıdır.

Materyali hazırlayanlar

Proje yazarı:

Bohdan Lohvınenko

Yazar:

Diana Horban

Editör:

Yevheniya Sapojnikova

Düzeltici:

Olga Şçerbak

Fotoğrafçı,

Fotoğraf editörü:

Oleksandr Homenko

Fotoğrafçı:

Yuriy Stefanyak

Kameraman,

Kurgu yönetmeni,

Yönetmen:

Mıkola Nosok

Kameraman:

Mariya Terebus

Transkripsiyoncu:

Viktoriya Volianska

Nataliya Sandetska

Çevirmen:

Anna Shmyk

Çeviri editörü:

Feridehanum Useinova

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska

Keşif gezisini takip edin