Share this...
Facebook
Twitter

4 Nisan 1949’da Kuzey Atlantik Antlaşması imzalandı. Antlaşmanın önsözünde NATO’nun kurucu ülkeleri özgürlük, ortak miras ve demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayalı olarak medeniyetlerini koruma ve savunmadaki kararlılıklarını teyit ettiler. Bu değerler, Kuzey Atlantik bölgesinde bulunan birçok ülke için ayrıcalık kazanıp, bu süre zarfında İttifak üye sayısının 12’den 30’a çıkmasını sağlamıştır.

İşte bu değerler, Sovyetler Birliği ve günümüz Rusya’sı için katiyen kabul edilemezdir.

Rus emperyalizminin tehdidini defalarca hisseden Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, 1990’ların başından beri ısrarla İttifak’ın kapısını çalmış ve bu kapı onlar için açılmıştır. Polonya, Çekya, Macaristan (1999), Slovenya, Litvanya, Letonya, Estonya, Bulgaristan, Romanya (2004), Hırvatistan, Arnavutluk (2009), Karadağ (2017), Kuzey Makedonya (2020) bu ülkeler arasındadır. Ukrayna ise uzun zaman Rusya’nın yanıltıcı etkisi altında kalsa da, 2002’de Avrupa-Atlantik entegrasyonunu hedef olarak belirlemiştir.

NATO’ya katılma ihtiyacı Ukrayna Anayasası’nda ilk olarak 2019 başlarında yer aldı. Ancak, 2014’ten ve Rus taarruzlarının başlangıcından bu yana İttifak, Ukrayna’ya bir üyelik eylem planı (MAP) bile sağlamak konusunda isteksiz davranıyordu. Kaldı ki her aday ülke 2001’den beri MAP formatından geçmek zorunda. Fakat NATO, Ukrayna’ya üyelik sözü verilen Bükreş Zirvesi’nin kararını da reddetmedi. Ukrayna, Geliştirilmiş Ortaklığa yalnızca 2020’de katıldı. Bu arada, Ukrayna 1990’lardan bu yana tüm İttifak operasyonlarına (Deniz Kalkanı, Afganistan, Irak’taki eğitim misyonu vb.) katılan tek ortak ülke oldu.

Rus taarruzunun mevcut tırmanışında NATO, nihayet çok zor, ama önemli bir kararla karşı karşıya: Ukrayna’yı İttifak’a davet etmek ve hızlandırılmış bir prosedürle (MAP olmadan) üyeliği onaylamak.

Aslında, şu anda Ukrayna, Batı ve Moskova medeniyetleri arasındaki mücadelenin merkez üssünde. Rus liderliğininse dış dünyayla ilişkilere yaklaşımını yeniden gözden geçirmeyi düşündüğüne dair hiçbir kanıt yok. Aksine Rus yetkililer, özellikle son ültimatomlarda, AB ve NATO’ya üye ülkeler ile müttefiklerini ve ortaklarını Rusya’ya düşman olmakla suçlamaya devam ediyor. Moskova, Batı’yı eski sosyalist ülkeleri ve bazı eski Sovyet cumhuriyetlerini Rusya Federasyonu’na karşı politikalarında kullanmaya çalışmakla suçluyor. NATO, 2014-2022 Rusya-Ukrayna savaşının farklı dünyaların farklı medeniyetleri arasında bir savaş olduğunu nihayet anlamak durumunda. Rusya, müzakere edilecek sorunlu bir komşu olmak şöyle dursun, amacı Ukrayna devletini tamamen yok edip, Avrupa Birliği ve NATO’yu dağıtmak olan “varoluşsal” bir tehdittir. Yalnızca Batı’nın güvenliğinin pekiştirilmesi (Ukrayna dahil) Rusya’nın vahşi saldırganlığına son verebilir ve uluslararası hukukun sistematik ihlalleri nedeniyle Rus otoritelerinin cezalandırmasına zemin hazırlayabilir.

Ancak Ukrayna’nın NATO’ya dahil edilmesi çılgın ve aklı başında olmayan Rusya’yı durdurabilir! Son olarak, İttifak üye ülkeleri Kremlin’den korkmayı bırakmak durumundadır. Zira kötülük imparatorluğu güçten başka dilden anlamaz. Şu anda Ukrayna, İttifak’ın ortak temel değerlerini aktif olarak savunan ülke konumundadır. Müttefik ülkeler Ukrayna konusunda bir uzlaşmaya pekâlâ varabilirler. Zira Ukrayna’yı davet ederek kendi güvenliklerini güçlendirirken, bir yandan da dünya güvenliğini yeniden tesis edecek ve Kuzey Atlantik Antlaşması’nın Önsözünde yer alan ibarelerin sadece kelimelerden ibaret olmadığını kanıtlayacaklardır.

Materyali hazırlayanlar

Proje yazarı:

Bohdan Lohvınenko

Yazar:

İgor Todorov

Editör:

Yevheniya Sapojnikova

Çevirmen:

Kseniia İlgen

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska