Share this...
Facebook
Twitter

Rusya Federasyonu, uluslararası hukuk tarafından belirlenen savaş kurallarına uymayı planlamadığını kanıtlamıştır. Rus birlikleri yerleşim yerlerini ve sivil altyapıyı bombalamanın yanı sıra uluslararası güvenliği de ihlal ederek nükleer terörizmi başlattı.

24 Şubat’ta işgal kuvvetleri, çalışmayan üç ünite, yok edilen ünitenin üzerinde bir lahit ve kullanılmış bir nükleer yakıt depolama tesisi içeren Çornobıl nükleer santralinin kontrolünü ele geçirdi. İstasyon çalışanları rehin tutuluyor, rotasyona izin verilmediği için insanlar bitkin durumda. 9 Mart’ta IAEA (Uluslararası Nükleer İşbirliği Merkezi), tüm Çornobıl nükleer malzemelerinin yerinde olmasını sağlayan izleme ekipmanıyla hiçbir bağlantısının olmadığını duyurdu.

9 Mart’ta (ve ikinci kez 14’ünde), Çornobil nükleer santralinin enerjisi, işgalcilerin eylemleri nedeniyle tamamen kesildi ve ilk başta düşman, “Ukrenergo” çalışanlarının yüksek voltaj hatlarını onarmasına izin vermedi. “Energoatom”a göre, sistem elektrik olmadan çalışmadığından sonuçlar felaket olabilirdi. Böylece, kullanılmış nükleer yakıt ısınarak radyoaktif maddeleri sızılıp bulutları komşu ülkelere ulaşabilirdi. Ancak çatışmalar nedeniyle sahada yangın çıkması durumunda, elektrik kesintisi durumunda yangın söndürme sistemi devreye girmez ve bu da bir felaket olur. 13 ve 15 Mart’ta Ukraynalı tamircilerin çabaları sayesinde Çornobıl nükleer santraline enerji tedariki sağlandı.

4 Mart gecesi, yaklaşık 100 ünite ağır teçhizata sahip işgal kuvvetleri Energodar şehrine girdi ve eğitim binasını yıkarak, güç ünitesini vurarak ve Energodar’a giden ısı tedarik üst geçidine zarar vererek Zaporijjya Nükleer Santrali’ne, ofis binalarına ve altyapıya ateş açtı. Uzun bir süre Rus birlikleri, itfaiyecilerin ofis binasındaki yangını söndürmesine izin vermedi.

Zaporijjya Nükleer Santrali, Avrupa’nın en büyüğü olup toplam kurulu gücü 6.000 MW’dır. Zaporijjya Nükleer Santrali, modern güvenlik standartlarına göre çalışmasına rağmen, savaş durumunda radyasyon ve çevresel felaket riskleri mevcuttur. 15 Mart itibariyle düşmanlarımız istasyonu kontrol etmeye devam ediyor ve işletmeci şirket istasyondaki nükleer ve radyasyon durumunu kontrol edemiyor.

Bütün dünya 1986 Çornobıl kazasının büyüklüğünü hatırlıyor. Daha sonra radyasyonun etkisi 200 bin km2′ye yayıldı, büyük bir kısmı Belarus ve Rusya topraklarına yayıldı. Orta Avrupa ülkeleri, İskandinav ve Balkan yarımadaları da etkilendi. O zaman bir güç ünitesi hasar gördü, Zaporijjya Nükleer Santrali’nin de bu tür altı ünitesi mevcut. Reaktör ünitelerinin profesyonelce kullanılmamasının sonuçlarını tahmin etmek zordur. Aynı zamanda, Zaporijjya Nükleer Santrali’nin çalışanları rehin tutulmakta, işkence görmekte, fiziksel ve psikolojik olarak yorgun düşmektedir. 14 Mart’ta “Energoatom”, Rus ordusunun mühimmatın bir kısmını tam da ele geçirilen Zaporijjya Nükleer Santralinin sahasında patlattığını bildirdi.

Bir diğer riskli durum, 150 konteyneri sahada depolanan kullanılmış nükleer yakıttır. Depolama tesisine bir mermi isabet ederse, radyoaktif yayılmaya ve çevresel bir felakete yol açabilir.

Ukrayna Başsavcılığı, Rusya’nın Çornobıl ve Zaporijjya Nükleer Santrallerindeki eylemleri hakkında “çevreye zarar verme” makalesi kapsamında soruşturma başlattı.

Çevre tahribatı
Flora ve faunanın toplu olarak yok edilmesi, atmosferin veya su kaynaklarının zehirlenmesi ve ayrıca çevresel bir felakete neden olabilecek diğer eylemler. Özellikle şiddetli çevre kıyımı biçimi, çatışmaların bir sonucu olarak insan habitatının ihlalidir.

6 ve 10 Mart’ta Rus işgalciler, 37 nükleer yakıt hücresi yüklü bir nükleer tesisin bulunduğu Harkiv’deki Fizik ve Teknoloji Enstitüsü’ne Grad tipi çok namlulu roketatar sistemlerinde ateş açtı. Tesisatlarda veya nükleer malzemelerde hasar da radyoaktif atıklara yol açabilir.

11 Mart’ta Ukrayna Savunma Bakanlığı Ana İstihbarat Müdürlüğü, Rusya Federasyonu Başkanı’nın Çornobıl Nükleer Santrali’nde terör eyleminin hazırlanması emrini verdiğini duyurdu. Nükleer santrali kontrol eden Rus birlikleri, sorumluluğu Ukrayna’ya devirerek endüstriyel felaket yaratmayı planlıyor.

Bu tür olaylar, Rusya’nın hedefe ulaşmak için hiçbir yoldan çekinmediğini gösteriyor. Rusya kelimenin tam anlamıyla nükleer santralleri bir silah olarak kullanıyor ve dünyaya şantaj yapmak için nükleer bir felaketle tehdit ediyor. İşgalciler nükleer santralleri bombalayarak ve sahalarına ağır silahlar yerleştirerek onları askeri tesislere dönüştürüyor. AGİT’in desteğiyle geliştirilen devlet terminolojisine göre, bu tür eylemler nükleer terör eylemleri olarak sınıflandırılabilir.

3 Mart’ta IAEA, Çornobıl Nükleer Santrali’nin Rus birlikleri tarafından ele geçirilmesi de dahil olmak üzere Rusya’nın Ukrayna’daki eylemlerini kınayan bir kararı kabul etti. Bununla birlikte, nükleer terörizmi durdurmak için uluslararası toplum daha kararlı hareket etmelidir, çünkü bu, bölgenin ve genel olarak dünyanın çevre güvenliğine doğrudan bir tehdittir. IAEA’nın temel amaçlarından biri atomun silah olarak kullanılmasını engellemektir ve tarihinde ilk kez bir üye devlet başka bir üye devletin nükleer tesislerine saldırmıştır. Uluslararası örgüt ve “nükleer kulüp” ülkeleri, özellikle kritik altyapıyı korumak için Ukrayna üzerinde kapalı semâ rejimin uygulanmasını derhal teşvik etmelidir.

Nükleer kulüp
Nükleer silahlara sahip bir grup ülkenin resmi olmayan adı.
Materyali hazırlayanlar

Proje yazarı:

Bohdan Lohvınenko

Yazar:

Darına Kulaga

Editör:

Nataliya Ponedilok

Fotoğraf editörü:

Yuriy Stefanyak

Çevirmen:

Bohdana Yordan

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska