Share this...
Facebook
Twitter

Opir Nehri vadisindeki dağlarla çevrili Slavske Karpat kasabası, ilk otellerin ve klimaterapi tesisinin inşaa edildiği 19. yüzyılın başlangıcından itibaren  tatil yeri olarak bilinir. Teleferiğin ve kayak okullarının 20. yüzyılın 70 ve 80’li yıllarında ortaya çıkmasıyla birlikte  bu yer kış sporlarını ve açık hava etkinliklerini sevenler için oldukça popüler oldu.

Ancak Slavske’nin devamlı büyümesinin beraberinde getirdiği değişimler pek olumlu olmadı. Ahşap evlerin bölgede rastgele inşaa edilmesinin yanı sıra bu süreçte bölgedeki ormanlar da tahrip edildi. Meydana gelen bu değişimlerle birlikte Lviv’de oturan, mimar Eduard Pastuh ve Olga Suha çifti gözde bir tatil yeri olan Slavske’deki bu sorunu çözmek için alternatif sunarlar: Sürdürülebilir deneysel inşaat.

İlk kayak

Olga ve Eduard’a göre Slavske’ye ilk gezi, Galıçına bölgesi (Galiçya) yerlileri için hayatın her döneminde yaşayabileceğiniz bir kabul töreni niyeti taşır. Galıçına yerlileri buradaki eşsiz manzaralara şahit olurlar, dağlarla ilk kez tanışırlar ve yerliler tarafından hazırlanan ev yemeklerinin tadına bakarlar.

— İlk kayak oldukça romantik bir anıdır. Hemen hemen tüm Lvivliler, genellikle üniversitenin birinci yılında, bu kabul törenine katılırlar. Buradaki kış manzarası mükemmeldir: Güneş, kar, beyazlara bürünen köknar ağaçları… Bu yer ahenk ve güzellik hissi olanları hemen cezbeder. Üstelik üniversiteye yeni başlayan öğrencilerin ilk defa aşık oldukları ve ilk partilerine gittikleri yer olan Slavske bildiğim kadarıyla Lvivliler için de çok sembolik bir yer. Herkes hayatında en azından bir kere burada bulunmuştur. Kayaklar, varenıkı (mantı gibi olan bir yemek çeşidi) satan teyzeler ve büyük geleneksel sobalar… Bunlar hepimizin kalbini ısıtan hatıralar. Bu yirmi yıl içinde ne teyzeler ne teleski personeli ne de tehlikeli pistler değişti.

Olga ve Eduard, ikinci Bukovel olması gereken Slavske’nin turistleri çeken bir yanı olduğuna da dikkat çekiyor. Ancak kendine özgü cazibesi ve kuralları olan bu bölge şehirleştirilmeden dolayı çok etkileniyor. Mimar çift bu yüzden bölgeyi değiştirmek isteyen insanlara “yolları Alp Dağları’na kadar açık olsun” diyor.

Sürdürülebilir inşaatın ortaya çıkması

Ekolojik malzemelerin ve yeni teknolojilerin kullanılmasıyla tasarlanan ilk binalar 70’lerde ABD’de inşa edildi. Amaç böyle yapıların avantajlarını ve verimliliklerini göstermekti.

O yıllarda tüm dünyada hızla gelişen çevrecilik hareketine daha çok Amerikan mimarlar ve çevre bilimciler katılırken petrol fiyatlarının yükselerek ivme kazanması sürdürülebilir inşaatın gelişmesini etkiledi. Proje arazisinin seçimi, inşaat, kullanım, tadilat ve yıkım aşamalarını içeren yapının, tüm yaşam süresi boyunca enerji ve malzeme tüketiminin azaltılmasını göz önünde bulunduran yeni inşaat ve kullanım uygulamaları hakim oldu.

70’li yılların sonundan 90’lı yılların başına kadarki süreçte enerji tasarrufu üzerine yeni teknolojilere odaklanan mimarların arayışlarının sonucunda, daha verimli güneş panellerinin tasarlanmasının yanı sıra enerji tasarrufu için suyun geri dönüşümüne ve doğal ışığın kullanımına başlanmıştır.

Ekolojik binaların amacı insanlığın dünyanın üzerinde yaratmış olduğu olumsuz etkilerini azaltmak ve çevreyle olan bağımızı güçlendirerek sağlığımızı korumaktır.

Saman, kil, kenevir, kamış, ahşap bloklar ve diğer doğal yapı malzemelerinden yapılan evler Ukrayna’da gittikçe popüler olmaktadır. Sadece ayrı yapılar değil, ekoköyler de kurulmaya başlanmaktadır. (Zakarpattia’daki Patskanövo ekoköyü hakkında okumak için tıklayın)

Olga ve Eduard

Olga Suha ve Eduard Pastuh çifti, land art, kavramsal sanat, fotoğrafçılık, deneysel medya, ses projeleri gibi sanatın farklı dallarındaki yaratıcı deneyimler için kurulan Yaratıcı RezidansMC-6’nın (Creative Residence MC-6) kurucularıdır. Bu rezidans dışında çiftin ekolojik bir projesi olan Mimarın Evi ve “Pid Trostianom” çiftliği de vardır.

Mimar çifti sürdürülebilir inşaata yaklaşık 15 yıl önce başladı. Tasarladıkları ilk proje Karpat Dağlarındaki bir oteldi. O zamanlarda Olga ve Eduard, Lviv ve Slavske civarındaki alelade ahşap evleri tasarlarlarken çok geçmeden yeni deneyimler edinmek istediler.

— İnşaatla uğraşmak ve seyahat etmek gibi bu tarz deneyimler hayatımızın olmazsa olmazlarıdır.

İlk başta Eduard yapı malzemelerinin, özellikle ahşabın, tasarruflu kullanımıyla ilgili fikirlerini hayata geçirmeye başladı.

— Ahşaba yazık. Ahşap için ne kadar çok hektar ormanın kesilmesi gerektiğini gördüm. İnsanların inşaat alanlarını verimsiz bir biçimde kullanmalarına bakınca yaptıkları binalara “yeşil” bina demeye dilim varmıyor.

Sürdürülebilir inşaata böyle ilgi besledikten sonra Olga ve Eduard dünyanın farklı ülkelerinden pratik bilgi edinerek inşaatın ekolojik ilkelerini ve teknolojilerini öğrenmeye başladılar. Bunun yanında dünyayı gezdikçe ekolojik yaklaşımları ve teknolojileri kendi projelerinde daha büyük bir hevesle uygular oldular:

— Bence herkes hayatı boyunca yapabileceği, kendini adayabileceği bir işin peşinde. İnsan böyle iş bulursa ne mutlu ona. Bir Çin deyimi der ki “sevdiğiniz bir işi bulun böylece asla çalışmak zorunda kalmayacaksınız.”

Olga ve Eduard ilk yeşil binaları yurt dışı seyahatlerinden hemen sonra tasarladılar:

— Hollanda’ya seyahat etmeden önce mektup yazdığımız Belçika, Fransa, Hollanda, Almanya gibi ülkelerdeki farklı çevre kuruluşlarından sadece Hollanda’dakiler bize döndüler ve biz misafirliğe davet edildik. Biz de gidelim dedik. Onlar açık görüşlü insanlar. “Biz de Ukrayna’ya gelip size yeni şeyler öğretiriz” diye teklifte bulundular. İlk başta samanın nasıl preslendiğini ve kille nasıl çalışıldığını öğrenmemiz için bir duvar yapmayı planlarken sonra bu işi gerekli bulmadık. “Biz bu duvarla ne yapacağız?” dedik. Bu yüzden de duvarın yerine bir ev yaptık.

Eduard ve Olga, devasa pencerelerinden Karpat Dağlarının muhteşem manzarasının gözüktüğü Mimarın Evi ekolojik konutunu şöyle anlatıyorlar:

— Bu ev tamamen samandan yapıldı. Hem döşeme, hem tavan, hem dam. Saman bloklardan yapılan ev saman kozaya benzer. Böyle bir bina yapmayı bir Hollanda şirketinden öğrendik.

Karkası samandan yapılan bir bina oldukça dayanıklı ve sağlam olmakla birlikte samanın ısı iletkenliğinin ahşabınkinden dört kat ve tuğlanınkinden sekiz kat daha az olması nedeniyle daha çok enerji tasarruf eder ve bunun sayesinde binanın ısıtma giderleri de azaltılmış olur. En önemlisi teknolojinin doğru kullanımıdır.

— Sürdürülebilir inşaat, detaylara odaklanmamızı gerektiren değişik bir alan. Ufacık bir yanlış hesaplama bile ciddi facialara neden olabilir. Mesela, evdeki duvarlar yanlış bir boya veya astar kullanılarak boyandıktan sonra nefes alamaz ve küflenme süreci başlar. Bu, bina beş yıl sonra yıkılmaya yüz tutmaya başlayabilir demektir. Çalışan teknolojiyi değiştirmeden, olduğu gibi kullanmak çok önemli.

Kenevir

Olga ve Eduard kendi arazisindeki yapıları farklı teknolojiler kullanarak yapmayı düşünüyorlar. Yeşil binalar yerel malzeme kullanmayı gerektirdiği için mimarlar sürekli bu yapı malzemelerinin peşinde. Şu an en popüler malzemeler arasında saman, kenevir, petrol ve kil var:

— Aşağıda kenevir balyalarından bir ev yapıyoruz. Şu an kenevir en ilginç, en ekolojik ve en ekonomik bir malzeme. Sanayi keneviri giysilerin üretiminde, günlük hayatında, lapa gibi yemek hazırlamada, yağ ve tohum yapımında asırlarca kullanılan yaklaşık 4 metre uzunluğundaki bir bitki. Nevresim takımı gibi evin içindeki eşyalar için de kenevir kullanmayı planlıyoruz. Kenevir yiyen, giyen ve onun hakkında seminerlerle festivaller düzenleyenler var. Arkadaşlarımız kenevir tohumlarından farklı yemekler pişirirler. Bu konuyla ilgilenenlerin kenevirden yapılan bir evde kalıp atalarımızın yedikleri kenevir tohumu lapasının (sanırım çok lezzetlidir) tadına bakabilmelerinin doğrultusunda çalışıyoruz.

Çiftin sözlerine göre kenevirden bir ev en az 1.5 yılda inşaa edilir. Temelin atıldığı ilk aşama hava koşullarına göre 2 haftaya kadar sürebilir. İkinci aşama olan karkas birkaç aylık bir süreci kapsayabilir. Üçüncü aşama olan çatı ise, büyük titizlikle yapıldığı için kullanılan teknolojiye bağlıdır. Mesela Eduard ve Olga bu evin çatısını padavrayla kapladılar:

— Evin dışa bağımlı olmaması için arkasında konserve gıdanın ve patatesin bütün yıl boyunca saklanabileceği mahzen yapıyoruz. Doğal kaynak suyu baskı uygulanarak eve ulaştırıyoruz. Isıtma ve aydınlatma söz konusu ise soba ısıtma sistemi ile birlikte güneş panelleri de kuracağız ki onların çalışma süresini görelim. Bu evde doğayla bağımızın hissettirilmesini amaçlıyoruz.

Çiftin kenevirle ilgili önceki projeleri Yavoriv ilçe merkezinde hayata geçirildi. Slavske’deki kenevirden ev onların üçüncü projesidir.

Petrol

— Petrolle ilgili ilk çağrışım genellikle akla gelen siyah rengi ve kötü kokusudur. Petrol aslında güzel kokulu, farklı çeşitleri ve renkleri olan ve duvarın nefes almasını sağlayan doğal bir malzemedir. Ahşap evin iç kısmı da zararlı uçucu maddeler salmayan ağda veya çam terebentin yağı gibi doğal malzemelerle kaplamak mümkündür. Bu yapıldıktan sonra ev çevre dostu sayılabilir.

Eduard ve Olga’nın kullandıkları kahverengi petrol, geleneksel petrole kıyasla çok daha avantajlıymış:

— Siyah petrol görsel olarak pek hoş değilken kahverengi olan ise daha ucuz, etkin ve o kadar güzel kokulu ki evi onunla kaplamak daha elverişli oluyor.

Kil

Malzeme seçiminde ve kullanımında Olga’nın dikkate aldığı ilk şey dokunma hissidir:

— Kokular benim için çok önemli. Döşeme ve duvarları kendi ellerimle yaptım, boyaları da kendim karıştırdım. Mesela, bu duvar ağda, çam terebentin yağı, bezir yağı ve terracota boya karışımından yapıldı. Onun yapımı kutsal bir süreç gibi. Döşemenin yapıldığı baca kurumu, kil, kireç ve çam terebentin yağı bu küçük sobanın üstünde kaynatıldı. Sihirli bir süreçti.

Olga’nın sözlerine göre kil zararlı gazları emen sade ve doğal malzeme olduğu için döşeme yapımında kullanılabilir. Aynı zamanda kalıcı bir malzeme olan kil tekrar kullanılabildiğinden yeni atıkların oluşması söz konusu değil. Onun sayesinde ev, asgari yakıt tüketimiyle bile kolaylıkla ısınabilir.

Sürdürülebilir inşaatın felsefesi

Oικία kelimesi Yunanca’dan “ev”, “insanın bir parçası olduğu yaşam ortamı” anlamına gelir. Yüzlerce yıl ev, yeri gökle insanlarıysa yüce güçlerle birleştiren ve rollerini geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanında belirleyen kutsal ve özel bir yerdi. Bizi koruyan ve canlandıran, nesilleri birleşen evin büyüsünü her zaman etrafımızda hissederiz.

Mimarların sözlerine göre atalarımızın yüzlerce yıl inşaatta kullandıkları doğal malzeme sadece bizi tarihle birleştirmekle kalmıyor, eski teknikleri modern yapılarda uygulamamıza da güç veriyor:

— Ama ne için? Eskiden kalma doğal şeylerin büyüsünü hissetmek için. Çoğu kişi böyle evleri görünce “Süper, ama burada oturmak mümkün değil” der. Eski yöntemlerin köhneleşmiş olduğu düşünülür çünkü. Bizim amacımız ise modern medeniyetin teknik nimetlerini kullanarak bu eski yöntemleri çağdaşlaştırıp verdikleri duygulardan yararlanmaktır.

Eduard ve Olga proje tasarlarlarken içgüdülerine, hislerine önem vermenin yanı sıra inşaatın temel kanunlarını da dikkate alırlar:

— Evin bir ortamda konumlandırılması için temel çok önemli. Mesela, bu kompleksteki ilk binayı bir yere oturtmak çok zordu. Pencereler hangi tarafa bakmalı diye kaygılanıyorduk. İlk adımı atmak, binayı doğru bir yere oturtmak çok güç, çünkü bu büyük bir sorumluluk gerektiriyor.

Olga, belli kimliği olan doğal malzemeleri uygun olarak kullanmamız gerektiğini anlatıyor:

— Yaptığımız evi çocuğumuz olarak görüyorum. Her kusurundan hoşlanıyorum. Belki bu sadece bana böyle geliyor ama bence bir kusur neticede bir avantaja döner. Kusurluluk kusursuzdur. İnşaatta ahşap kullanırken onun çatlamasını kabul etmelisin, zira onun kendi karakteri var. Yani bu hayal kırıklığı olarak algılanmamalı. Malzeme, işini görmekle, kaliteli ve dayanıklı olmakla birlikte kendi doğal özelliklerini de yaşatıyor, bu yüzden buna izin vermelisin.

Mimar çifti, buraya gelip bir süre kaldıktan sonra bu felsefenin onlara uygun olup olmadığını anlamaları için mükemmeliyetçileri bu mekana davet ediyor:

— Bu malzemeler kendi karakterlerini yansıtıyorlar.. Kendileri gibi davranmalarına hakları var.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Slavske Olga ve Eduard’a insan psikolojisini ve özelliklerini anlamayı öğretti:

— İnsanlarla ilişkiler en önemli hususlardan biri. İletişim kolay olmalı, çünkü onsuz işler yürümeyecek. Tüm insanlar doğal olarak iyi kalpli; herkesin kendine özgün sahip olduğu özelliğinden yola çıkarak iletişim kurabiliriz. Çalıştığımız insanlara, çukur kazan işçiye bile saygı duymalıyız. Göründüğü gibi kolay olmayabilir. Ancak saygı, verebildiğin en ucuz, en kolay ve en etkili bir şey. Sizlerle çalışan kişinin size ayırdığı vaktin ve sizin için yaptığı işin değerini bilmelisiniz. Kötü insanlar yok. İnsanlar, onlara davrandığınız gibi size karşı da böyle davranacaktırlar.

İnşaat sürecine katılan herkes Eduard ve Olga için çok önemli. Kompleksin projesini sadece onlara ait bir şey gibi olarak görmüyorlar, çünkü bu proje, aslında rezidansın gelişmesine katkıda bulunanların işbirliğinin sonucu.

— Çiftin sözlerine göre işbirliği ve fikir paylaşımı olmaksızın hiçbir proje hayata geçirilemez ve hayal olmaktan da çıkamaz.

Bilgi eksikliği

Ukrayna’da insanlar sürdürülebilir inşaata temkinli yaklaşırlar. Mimarların sözlerine göre yeşil inşaata başlamak riskli bir karar. Hem işçiler, hem müşteriler çalışmaların uzun sürmesine ve yeni teknolojilere ayak uydurmaya karşı sabırlı olmalı:

— Neden o kadar az kişi yeşil bina için kolları sıvamak ister ki? Yani isteyen çok, ama onlar bir iki denemeden sonra vazgeçerler. Çünkü yaptıkları yanlış hesaplamalar yüzünden sorunlar ortaya çıkmaya başlar. İlk olarak yeşil bina yapmak daha uzun bir süreç gerektirir. Bu durumda inşaatın daha pahalı ve uzun süreli olması üzebilir. Teknoloji hakkındaki her şeyi internette okuyup onun mükemmel olduğunu düşünebilirsin, ancak kimsenin anlatmadığı yan etkilerinden haberin olmayabilir. Anlatabildim mi? Bu yan etkiler belli sonuçlara neden olabilir ve teknoloji kullanılamaz hale gelir.

Eduard’a göre insanlar ekolojik binaları farklı algılarlar:

— Kimileri yeşil binanın ucuz olması gerektiğini, kimileri ise onun cep yaktığını düşünürler. Aslında ortalaması bütçeye uygun olmalı. Yeşil binanın metrekaresi 450-600 doları görür. Bina daha küçükse fiyat yükselir, çünkü daha büyük metrekarede bir bina toplam olarak daha ucuza mal olur. Yani bu uygun ve standart bir fiyat. Tek sorun binanın inşaat edilmesinin, malzemelerin kurumasının ve duvarların rüzgarla tahıldan savrulmasının daha uzun sürmesi. Fareler de duvarlardaki son tahıl tanelerini yemeliler ki zincirdeki herkesin ihtiyaçları karşılansın.

Mimar çift, insanların yeşil bina yapma isteğinin genelde sağlıklı yaşam sürme, modern seviyedeki konforu sağlayabilme, kaynakları tasarruflu kullanma ve atıkları azaltma gibi teşviklerden kaynaklandığını diyor:

— Aslında bütün bu etkenleri kapsayan ekolojik yaklaşım hem sosyal yönden hem de sağlık yönünden faydalara sahip. Araştırmalara göre insanların sadece yüzde 13’ü inşaatın sosyal yönüyle yani onun çevreyi nasıl etkilediği ve enerjinin nasıl daha tasarruflu bir şekilde kullanılabildiğiyle ilgilenir. İnsanların çoğunun odak noktası kendi sağlığı ve rahatlığı.

Güneş kollektörleri ve panelleri söz konusu olunca herkes onların ne zaman tam olarak işe yarayacağını ve yaptıkları bu yatırımın karşılığını ne zaman bulacağını merak eder. Hiçbir zaman aslında. Ancak doğal kaynakların tüketiminin azaltılmasına katkıda bulunduğunu hissetmek istiyorsan bu yatırım çoktan karşılığını vermiştir. Çöp ayrıştırmak, yolun karşısına geçmek isteyen yaşlı teyzeye yardım etmek gibi yaptığın doğru şeyler aslında ekolojiktir. Sanırım, Sergiy Jadan “Depeche Mode” kitabında şöyle demiştir: Dişlerini fırçalamak, yaşlı teyzenin yolun karşısına geçmesine yardım etmek, arkadaşlarınla paylaşmak gibi belli kurallara uyduğun zaman bir değişim olur. Aynı ilke ekolojik yaşam için de geçerli. Senin su ısıtacak panelleri kurma fırsatının olması da sosyal fayda sağlar. Evde klima olmadan konforlu havalandırma sistemi kurabilmen de ekolojik fayda sağlar. Evde sunta kokusunun olmaması ise rahatlık hissi sağlar.

İnsanların sürdürülebilir ev yapma ihtiyacının ve fırsatının olması onların hayat değiştirmeye fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarının bir yansımasıdır:

— Sen ev yapmaya koyulduğunda değişik bir süreç başlar. Ev yaptıran kişi ev hakkındaki görüşlerinin yanı sıra çocukluğunda ona kabul ettirilen sosyal normlar, statüler veya gerçekleştirilmemiş çocukluk hayallerini de paylaşır. Sen bu kişiyle iletişimi psikolojik bakımdan da sağlamalısın ki bütün bu kargaşada neyin gerçek bir istek olduğu kadar neyin kabul ettirilen bir istek olduğu da anlaşılsın.

Mesela, iletişim eksikliği olan bir kişi okul arkadaşlarını arayıp onlarla bir araya gelmek yerine koskoca yemek odasında koskoca yemek masasını talep ederek yarını hayal eder ve gelecekte sahip olacaklarına yatırım yapar. Evlerini inşaa ettiğimiz bu insanların hayatlarına şahit olmak çok ilginçti. İnsan istediğini elde edince hayallerinin gerçekleşmediğini ne yazık ki hissetmiyor. Yani, o büyük yemek masasına birlikte oturacağın misafirlerinin olmadığı gerçeği, o masaya sahip olduktan sonra da değişmeyecek.

Proje tasarlama çok değişik bir aşama. Sadece duvarları değil insanın o duvarlarda yaratacağı hisleri de tasarlıyorsunuz. Yaşayacağı anlara önderlik ediyorsunuz.

Mimar çifti ekolojik yaklaşımı şöyle tanımlar:

— Ekolojik yaklaşım yaşama uygun ortamlar yaratma, gereksiz olandan vazgeçme ve gerekli olanı seçmedir.

İletişime değer vermek

Ekolojik projenin sosyal yönü mimarlar için çok mühim. Olga ve Eduard farklı yaratıcı programlar yaratmaya, sürdürülebilir mimarlık, ekolojik teknolojiler ve yenilenebilir enerjiden; fotoğrafçıların, ressamların ve muhabirlerin projelerine kadar çeşitli alanlardaki bilgi paylaşımı için arkadaşlarını ve tanıdıklarını davet etmeye başladılar. Hayata geçirilebilecek en çılgın fikirler ve onları destekleyebilecek hem fikirleri paylaşım sırasında ortaya çıkabildikleri için iletişimin önemini vurguluyorlar:

— Herkes belli bir noktaya ulaşmak için iletişim kuruyor. Mesela, tanıdığımız bir fotoğrafçı hayatı ve fotoğrafçılıkla ilgisinin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Gemileri tamir eden biri kendi hikayesini anlatıyor. İnsan iletişimi olağandışı bir hediye. Verebilecekleri paha biçilmez. Sosyal bir araştırmada uzun ömür yaşamış insanlara neyi değiştirmek istediklerini ve hayatlarında neyin eksik olduğunu sordular. Bu insanlar arkadaşlarına yeterli zaman ayırmak yerine iş hayatlarına ve hayallere daha çok önem verip gelecekte bunu yaptıklarına pişman olduklarını söylediler. Harika şeylerin doğduğu bu ortamda keyif veren bu iletişim herkese geri kazandırılmalı. Kısacası, bu ortamı insanlar arasındaki sinerjik alışveriş için yapmayı planlıyoruz. Belki farklı bir hayal dünyanız veya hiç kimsenin ilgi göstermediği fikirleriniz var. Ama kim bilir belki burada biri onlarla ilgilenir. Herkes buraya gelip fikirlerini paylaşarak yeni şeyler yaratabilir.

Kendi oyunlarını sahneleyen tiyatro grupları rezidansa gelir oldu. Olga ve Eduard ilgileyenlerin sürekli düzenlenen sanat terapisi, yoga dersleri ve yaratıcı atölye çalışmalarına gelmelerine sevinirler:

— Nihai hedefimiz yok. Biz böyle durumlara, duygularımıza ve isteklerimize göre hareket ederiz. Yani ilk samimi isteğimiz ortaya çıkar çıkmaz her şey projeye kendiliğinden adapte olmuş olur.

Hayaller yerine projeler

— Belki hayal kelimesini yanlış algılıyorum ama bence bu kelime biraz gerçek dışı. Yani çok istenen ama bir türlü gerçekleştirilemeyen bir şey. Biz hayal etmekten ziyade yapmaya girişiriz. Yapmak istediğimiz işi ve onu yapmak istediğimiz kişilerle birlikte yerine getirmek çok önemli.

— Mutluluğu hayatın her anında hissetmek en büyük başarımız olabilir.

Yaratıcı Rezidans alanında dünya mutfakları ve farklı tatları deneme fırsatını sunacak, aşçıların atölyelerinin düzenleneceği ekolojik bir restoran olarak hali hazırda inşa ediliyor:

— Burası tuğladan yapılmış ayrı bir mutfak. İçindeki soba yemekleri pişirmek içinken bu taraftaki soba ise ısıtma içindir. Farklı yemeklerin tadına bakmak, ilginç mutfak deneyleri yapabilen farklı aşçıları davet etmek burada mümkün olacak.

Mimar çift, ekolojik teknolojilerin uygun olduğundan emin olmak ve malzemelere dokunmak isteyenlerin gelebilecekleri ayrıca sürdürülebilir inşaat sektöründeki gelişmelerin gösterildiği bir sergiyi düzenlemeyi planlıyor:

— İnşa edip kullandığımız ekolojik binaların ve eşyaların zamanla nasıl iş gördüğünü takip etmek isteriz ki ilgileyenler de bu binalarda oturarak ve bu eşyaları elleyip gözden geçirerek böyle yaşam tarzının onlara uygun olup olmadığını anlasınlar.
Herkes buraya gelerek güneş kollektörlerinin nasıl çalıştığını, kış döneminde ne kadar verimli olduğunu ve bu enerji kaynağının geleneksel olanlarla nasıl kıyaslanabileceğini tamamen anlayabilir.

Sanatçıların yaratma süreçlerinde keşfettikleri yeni fikirlerden projeler meydana getirebilecekleri konuk sanatçı atölyesini şimdi inşa eden Olga ve Eduard böyle yaratıcı atölyeler hakkında seyahat ederlerken ilk öğrendiklerini anlatıyorlar:

— Şimdi çok popüler olan konuk sanatçı programları kapsamında sanatçılar veya yazarlar bir ay boyunca çalışıp yarattıkları eserlerden bir sergi veya tanıtım düzenlerler. Biz de böyle programlar düzenlemek istediğimiz için Barselona yakınlarındaki benzer atölyeleri bulup onları yöneten kişilerle tanıştık. Bir atölye Hollandalılar, diğeri ise Norveçliler tarafından yürütülür. Dünyada her şey birbiriyle ilişkili.

Müstakbel sanat atölyesi yaratıcı kişilerin yollarının kesiştiği ve sanatın çeşitli türlerinin birleştiği bir yer olacak:

— Dahi fikirler aslında çeşitli alanların kesiştiği noktada ortaya çıkar. Temel amacımız insanları yaratıcı olmaya teşvik ederek herkesin gelmek istediği bir ortam kurmak.

Çekimlerimiz

Bu video blogumuz Kyiv’den yola nasıl çıktığımızı, ortaklarımızın mekanlarını ziyaret ederek Lviv ve Morşın üzerinden uzun yola nasıl devam ettiğimizi ve sonunda Slavske’de sürdürülebilir inşaat için deneysel alan yaratan mimarlar Olga ve Eduard’a nasıl geldiğimizi anlatıyor.

Materyali hazırlayan

Proje yazarı:

Bohdan Lohvınenko

Yazar:

Vasılına Haran

Editör:

Yevheniya Sapojnikova

Fotoğrafçı:

Dmıtro Bartoş

Yapımcı:

Olga Şor

Kameraman:

Vasıl Hoşovskıy

Kameraman,

Kurgu yönetmeni,

Ses yönetmeni:

Pavlo Paşko

Kurgu yönetmeni:

Oleksiy Sobçuk

Yönetmen:

Mıkola Nosok

Fotoğraf editörü:

Oleksandr Homenko

Transkripsiyoncu:

Yuliya Kostenko

Çevirmen,

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska

Çeviri editörü:

Valeriya Ercan

Keşif gezisini takip et