Ukrayna’da yaşayan Gagauzlar kimlerdir?

Share this...
Facebook
Twitter

Gagauzlar, göçebe Oğuz soyundan gelen Ortodoks-Hıristiyan Türklerdir. Gagauzlar, Ukrayna’daki Bessarabiya’nın (Bucak bölgesinde) köy ve kasabalarında yaşamaktadırlar. Gagauzlar Hıristiyan olduktan sonra kültürü, gelenekleri ve mutfağı değişmiştir. Bugün bu halkın ana bayramlarından biri olan Hıdırellez (gag. Hederlez) veya Aziz Yorgi Günü kutlamaları, Pagan, İslami ve Hıristiyan unsurları bir arada birleştirir.

Vınohradivka köyü (gag. Kurçu (köyün eski adı), Bessarabiya’da 19. yüzyılın başlangıcında Gagauzlar ve Bulgarların tarafından kurulmuş bir köydür. Köyün kurucuları Bulgaristan’daki Akdere ve Balçık kasabalarından gelmişlerdir. Bugün anlatılan efsaneye göre Gagauzlar ve Bulgarlar buraya göç ettiklerinde koyunlarını otlaklara çıkarmışlar. Göçmenler, koyunların yiyecek bulduğu topraklara yerleşmeye karar vermişler.

Zamanımızda da Vınohradivkalılar, Gagauz kültürünü destekleyerek geliştirir, ana dillerini öğrenirler. Yerel çocuklar için Ukrayna Eğitim ve Bilim Bakanlığı’nın desteğiyle Gagauz dili ders kitapları basılmış. Ayrıca Vınohradivka’da Gagauz Kültür Merkezi ve Müzesi bulunmaktadır. Ders kitaplarının yazarı ve Kültür merkezinin başkanı, buralı olan Olha Kulaksız.

Eski zamanlardan beri Gagauz takviminin özelliği, yaz ve kış olmak üzere iki döneme ayrılmasıdır. Her dönemin başında Gagauz milli bayramlarından en mühim olanlar kutlanır. İlkbaharda Hıdırellez (Ortodoks geleneğinde Aziz Yorgi Günü), kışın ise Kasım (Aziz Dimitrios Günü) kutlanır. Bu ayrılma, halkın asıl mesleğinin koyunculuk olmasıyla açıklanabilir. Yaz mevsimi, koyun sahiplerinin çobanlarla anlaşarak koyunları otlaklara verdiği Hıdırellez bayramı ile; kış mevsimi ise hayvanların geri döndüğü ve çobanlarla ödeşildiği Kasım ile başlar. Bu bayramlar, hala birçok Türk halkı için ortaktır. Gagauzlar Hıristiyanlaştıktan sonra bu bayramlar dini bir kimlik elde ettiler.

Gagauzlarda Hıdırellez Bayramı

Hıdırellez, doğanın uyanışı, ilk çiy, yavrulama bayramıdır. Her Türk halkının bayramlarından biridir. Ortodoks Gagauzlar ise bu bayrama Giorgi (Az. Yorgi) günü deyip ona Paskalya bayramı kadar önem verirler. Halkların kutlamaları, bayramın tarihleri ve gelenek görenekleri farklıdır. Örneğin, Kırım Tatarları Hıdırellezi (tat. Hidirlez) Mayıs ayının ilk Cuma gününde, Gagauzlar ise 6 Mayıs’ta kutlarlar.

Hıdırellez
gag. Hederlez, Aziz Yorgi’nin günü sayılan Ay Yorgi.

Müslümanlarda bu bayram, İslam’ın peygamberlerinden olan Hz. İlyas ile Hz.Hızır’ın yeryüzündeki buluşmasına bağlıdır. Batı’dan gelen Hz.İlyas’ın su ve çiftlik hayvanlarının koruyucu perisi olduğuna inanılıyor. Hızır ise doğudan gelir ve halkın koruyucu azizidir. “Hederlez” adı bu iki peygamberin adlarını birleştirir. Kutlamanın ilk günü, Türk halklarına göre Mayıs ayının ilk haftasına denk gelen iki peygamberin buluşmalarının günüdür.

Vınohradivka köyünde Hıdırellez 6 Mayıs’ta kutlanır. Bayramda kurban eti, kurban bulguru, kurban ekmeği pişirilir. Bu köyde en çok kurban bulgurunu yaparlar. Köylüler gelecek yılın daha bereketli olması, bütün ailelerin barış ve sağlık içinde yaşamaları için bir kuzuyu kiliseye kurban ederler.

Bütün köy kutlamalara davet edilir.

— İsteyen herkes, kurban kesebilir. Adetinden yapılıyor. Ama bir kuzu yoksa insanlar para biriktirip satın alıyorlar.

Aziz Yorgi’nin adını taşıyan köyler, bu günde Köy gününü de kutlar. Vınohradivka’da da bu gelenek korunmuş.

Gençler düğünlerinde ailesinin koruyucu Aziz Yorgi’yi seçti ise veya ailenin en büyüğünün adı Yorgi ise bu bayram kesinlikle aile çevresinde kutlanır.

Bayram, ibadet ve eğlence olmak üzere iki kısma ayrılır. 6 Mayıs sabahında tüm köylüler litürjiye katılmak için kiliseye gider. Ondan sonra ise sofralar kurulup kutlamaya başlarlar.

Hıdırellez Cuma günü gibi oruç tutulan bir güne denk gelirse sadece uygun yemekler pişirilecektir. Et yerine balık çorbası veya haşlanmış ve kızarmış balık yemekleri yapılır.

Bütün eğlence genellikle öğleden sonra başlar. Eskiden at yarışları, spor yarışmaları ve güreş yapılıyordu.

ーVınohradivka’da atlar var, ama yarışların yapılabileceği bir yer yok. Teknik olarak mümkün olan formatlarda spor yarışmaları düzenliyoruz: dama, satranç, futbol, ​​güreş… Bölgemizde güreş çok yaygın. Ve mutlaka akşam bir konser düzenlenir.

Konsere Moldova’daki Gagauz Yeri’nden ve Bessarabiya’nın diğer köylerinden sanatçılar davet edilir.

Ayrıca buradaki Bulgarlar da Aziz Yorgi’nin Gününü kutlar, bir gün buradan giden mutlaka memleketine döner. Gagauzlar ile Bulgarların kutlamaları arasında bazı farklılıkların olmasına rağmen benzerlikler daha çok bulunmaktadır.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Olga, herkesin davet edildiği sokaklarda sofraların kurulduğunu hatta geçen otobüsün yolcularının bile davet edilebildiğini bizlere anlatmaya devam ediyor.

— Nimetin verildiği bu günde insan sevinir çünkü böyle bir bayram var, çünkü hayat devam ediyor…

Gagauzların, Aziz Yorgi’nin Günü kutlaması geleneği ile ilgili olan efsaneleri vardır. Efsaneye göre, eski zamanlarda fakir bir çoban yaşarmış. Geniş bir ailesi varmış ama çiftlikleri küçükmüş… Altı koyun ve bir tarlası varmış. O yıl kış uzunmuş, koyunlar için yemler tükenmiş, bu yüzden çoban baharı dört gözle beklemiş.

Nisan sonunda koyun sürüsünü yaylaya getirmiş. Ancak onu bekleyen başka bir zorluk varmış: Sürüye kurtlar saldırmışlar. Çoban diz çöküp Tanrı’nın, koyunlarını koruması için dua etmeye başlamış. Sonra gökten inen bir atlı kurtlara koyunlara dokunmamalarını ve ilk ayazdan sonra tarlalara çıkmalarını söylemiş. Kurtlar bu atlının sözüne itaat edip geri çekilmiş.

Çoban ona teşekkür edip bu kurtarıcının adını sormuş. Atlı kendisini “Yorgi” olarak tanıtmış ve tüm çobanları kurtlardan ve kuraktan koruyacağını söylemiş. Teşekkür borcunu ödemek için ise çoban ertesi sene bir kuzu kurban edecekmiş. Çobanın eşi de bu kuzudan pilav yaparak tüm muhtaçlara dağıtacakmış.

O günden beri Gagauzlar Aziz Yorgi’yi anmak için Hıdırellez bayramını kutlar.

Yemek ile İlgili Gelenekler

Bayram arifesinde kiliseye eti ile bulgur pilavı pişirilecek kuzu getirilir. Aynı zamanda kilisenin yanındaki alan temizlenip süslenir ve sofralar kurulur. Akşamları kilisede dinsel süreçleri içeren ibadetler yapıldıktan sonra bayramın hazırlanmasına yardım eden herkes için yemek verilir.

Olga Kulaksız’ın vurguladığı en önemli şey, kurbanlık bulgur hazırlamaktır.

— “Kurbanlık” denir çünkü kızarmış kuzu eti kullanırız, “bulgur” ise yemeğe döktüğümüz tahılın adı.

Kuzu eti ve sakatatı (karaciğer, bağırsaklar) haşlanıp küçük küçük doğrandıktan sonra bulgur, baharatlar ile karıştırılır. Geleneksel olarak tuz, karabiber, defne yaprağı ve nane dökülür. Daha yumuşak olması için bulgurun içine mutlaka biraz pirinç ve soğan eklenir. Üzerine ise yağı ile su dökülür. Hazırlanmış kaplar folyoya sarılıp iki buçuk saat fırında pişirilir.

— Suyu dökerken onu ölçen olmaz. Mesela, suyu döktükten ve onu iyice karıştıktan sonra kaşığı dik bir şekilde bırakıyoruz, kaşık düşmezse bu suyu yeterli döktük demektir.

Kurbanlık bulguru, sadece Hıdırellez’de pişirilen bir yemek değildir. Ayrıca Noel ve Paskalya olmak üzere dini bayramlarda yapılır.

— Bazen bu yemeği yapmak için özel bir neden bile beklemiyoruz. Birisi “Bugün ne pişirelim?” diye sorduğunda Kurbanlık bulguru kolayca önerilebilir.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Ayrıca misafirler için “sarma” yemeği de pişirilir. Bu yemeği yapmak için önceden kıymalı ve baharatlı pirinç pilavı pişirilir. Soğan havuç ile açık ateşte kızartılır. Lahana veya üzüm yapraklarına sarılıp et suyunda haşlanır. Kıymalı pirinç pilavıyla doldurulmuş biber dolması da hazırlanır.

Kilisenin yanındaki fırına patatesli “kartofli mancası” yapılır. Bunun için önce patatesleri kesip üzerine et, baharatlar, soğan ve havuç ekledikten sonra patates, yemeğe özel bir tat ve kırmızı renk veren kırmızı biberli bir sos ile tatlandırılır. Söz konusu bu sos sonbaharda çoktan hazırlanmıştır. Kırmızı biberler uzun süre kaynatılıp kıyma makinesinden geçirilince fırında pişirilir.

Ana yemeklerin yanı sıra “sıcak kaurma” adlı etli yemek yapılır. Kuzu eti; yağ, tatlı biber, domates baharatına batırılıp bir buçuk saat kısık ateşte pişirilir. Kuzu eti, sos, baharatlar, soğan kat kat yerleştirilir. Bayram sofrasında bu yemek, içinde kurbanlık bulguru ve patates bulunan bir tabağa konarak servis edilir.

Gelenek Uyumu

Olga Kulaksız’ın özlerine göre, eskiden Az. Yorgi Günü’nde Vınohradivkalı kadınlar kuyuya gidip bir an önce su alırlardı. Sağlıklı ve güzel olmak için bu su ile yüzlerini yıkamaya çalışıyorlardı. Ayrıca bunun için çiğ de kullanırlardı.

Bugünde, bir yıl içinde ne kadar büyüdüğünü anlamak için çocukların boyunu ve kilosunu ölçmek gelenekseldir. 6 Mayıs’tan sonra evin temelini atmak da mümkündü. Erkeklerin nişanlanmasına ve çiftlerin düğüne hazırlanmalarına izin verilirdi. Koyun sahipleri, 8 Kasım Aziz Dimitrios Günü veya başka adla Kasım Günü’ne kadar sürülerini otlatmak üzere çobanlara verirdi.

Azizi Az. Yorgi olan aileler, bir kuzu kurban ederek bulgur kurbanı hazırlarlar. Komşulara bu yemek ikram edilir. Bu geleneğin adı “eliştirmä”dir. Yemeği dağıttıktan sonra kalanlar masaya konulup bayram aile çevresinde kutlanır. Çocukların güzel ve sağlıklı büyümeleri için kurbanlık koyun kanıyla alınlarına haç boyamak bir gelenektir.

Hıdırellez kutlamaları son birkaç on yılda değişmiştir. Sovyet döneminde sadece aile çevresinde kutlanırdı. Dini bayramların halka açık olarak kutlanması olmak üzere kutlanması yasaktı. 80’lerde ise kutlamalar daha eğlenceli yapılmaya başlandı.

Vınohradivka tarihinde, bu bayramın komşu köy Dmıtrivka ile birlikte kutlandığı bir dönem de vardı. Şimdi olduğu gibi daha organize ve yaygın hale gelen Hıdırellez kutlamaları burada sadece son on yılda yapılmaktadır.

Gagauzlar

Ukrayna ansiklopedisine göre Gagauzlar, Türkler tarafından Balkanlardaki Ortodoks nüfusa karşı yapılan zulmün bir sonucu olarak 18. yüzyılın sonlarında, 19. yüzyılın başlarında kuzeydoğu Bulgaristan ve Dobruca’dan güney Bessarabiya’ya taşınan bir halktır. Balkanlara ise Altay’ın eteklerinden 6. yüzyılda başlayan göçün sonucunda geldiler.

Gagauzların kökeninin iki versiyonu vardır. Birincisine göre bunlar, Türk dilini ve göreneklerini benimsemiş Ortodoks Slavlardır. İkincisine göre ise Balkanlar’dan Prut ile Turla arasındaki alana gelen ve Türkçe konuşan göçebe Kumanlar ve Oğuz kabilelerinin torunlarıdır.

Bugün Gagauzların çoğu Moldova’nın güneyinde (Özerk Bölgesi olan Gagauzya’da 130.000’den fazla) ve Ukrayna’da yaşamaktadır. Ayrıca Rusya, Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve diğer birçok ülkede Gagauz diasporaları bulunmaktadır.

2001 nüfus sayımına göre, Ukrayna’da yaklaşık 32.000 Gagauz yaşamaktadır. Çoğu Bessarabiya’da yani Odessa bölgesinin İzmail, Reni, Kiliya ve Bolgrad ilçelerinde yaşarlar. Zaporijjya, Mıkolaiv ve Donetsk bölgelerinde de yerleşimleri vardır.

Gagauzların Kültürü ve Yaşayışı

Gagauz kültürü ve yaşamının gelişimi, geleneksel Balkan ve yerel zanaatları ile şekillendirilmiştir. Günümüzde Gagauzların hala tercih ettikleri çiftçilik, bahçecilik, bağcılık, koyunculuk, ipekböceği yetiştiriciliği, dokumacılık, kürkçülük, terzilik, kuyumculuk, marangozluk ve doğramacılık gibi geleneksel faaliyetler bulunmaktadır.

19. yüzyılın başlarında Gagauzlar, “bordey” adı verilen geleneksel barınaklarda yaşarlardı. Ancak daha sonra konut şartları iyileştirilmeye başladıkça evlerini çamurdan inşaa etmeye başladılar. Yüzyılın sonunda, ev inşaatında temel atılmaya başlandı. Daha sonra, korunmuş olan Balkan geleneğine göre ve Avrupa anabaptistlerinden ortaya çıkmış mennocular etkisi altında kalarak Gagauzlar, bitişik duvarın bir ön duvar haline getirildiği ve sokağa doğru yerleştirildiği uzun evler inşa etmeye başladılar.

Bina genellikle iki veya üç odalıydı. Bunlar “ayat” denilen ev girişi ve “soba”, “oda” veya “içer” denilen bir veya iki oda. Gagauz ailesi uzun süre Balkan geleneğini sürdürdüğü için “ateşlik” denilen bir ocağı veya sobası olan sıcak bir “ayat” konutun merkezi haline geldi. 1920’lerde de açık ocak neredeyse tamamen eski usulü bir kalorifer ile değiştirildi, “ayat” ise bir mutfağa dönüştürüldü.

Bunun sonucunda yeni alan ortaya çıkmıştır. “Büük ev” veya “büük soba” olarak adlandırılan yeni oda, genellikle evin diğer tarafına inşa edilirdi. Misafirleri karşılamak ya da bayramları kutlamak için kullanılırdı. Ayrıca burada kızların “sandıkları” (tür. çeyiz) saklanırdı. Bir duvara ise tüm ailenin “fistannarı” (tür. bayram kıyafetleri) asılırdı. “Büük ev”, “peşkir (tür. havlu)”, “palı”, “kadreli” (tür. halı) ile süslenirdi.

Gagauzların halıları desen, renk, uzunluk ve genişlik bakımından farklıdır. Gagauz halılarının çeşitlerinden biri de “tülü paladır”. Deseni tekrarlanan geometrik öğelerden oluşur.

Çeşitlerden diğeri, “kırma pala”. Böyle halılarda geniş çizgiler bir desenle değişir. Geniş bir çizgiden sonra desene başlamak için ipliği sanki kırıyorlardı. Yani ana rengin iplikleri bir kenara bırakılıp başka renkteki iplikler alınarak çalışmaya devam edilirdi.

Dokumacılar, zikzak desenlerine “yolcu”, geniş tek renkli çizgiler arasındaki çiçekli desenlere ise “koraf arası” der. Geleneksel olarak halılar, güller, laleler, peygamber çiçekleri, menekşeler gibi Gagauzları çevreleyen zengin bitki örtüsünü tasvir ediyordu. Ancak en tercih edilen desen hala Gagauzların ana sanatlarını sembolize eden gül buketiydi.

— Halılar tek bir teknikle dokunmasına rağmen ayrı güzelliklere sahip olarak desen, renk ve boyut bakımından farklılık göstermektedirler.

Gagauz evinin ana özelliği, fırın gövdesinin bir uzantısı olarak uç ve arka duvar arasında geniş, bazen yarım odalı, toprak veya kerpiç bir yükseliştir. Üzerinde gece yatıp gündüz çalıştılar.

Alçak yuvarlak masa “sofra”, ahşap bank “skemnä”, sabit dar banklar ‘küçük pat’, geleneksel Gagauz mobilyaları. Bunlar XIX yüzyılın 2. yarısından itibaren kentleşme etkisi altında yüksek masalar “masa”, sırtlı ve kolçaklı uzun hareketli banklar “skaun”, oymalı ahşap yataklar “krivat”, büfeler ve asma dolaplar “dolap”larla değiştirilmiş.

Bir evde birkaç nesil yaşıyordu. En küçük oğlunun ebeveynlere bakması yaygın bir adetti. Nereye giderse gitsin, geri dönmek ve babasına ve annesine bakmak zorundadır.

Bir kız doğarsa, büyüyüp usta olması için yastığının altına bir kanca veya makas yerleştirilirdi. Kızlar bir iğneyi tutabildikleri anda nakış veya örgü zanaatını öğretilirdi. O zamandan beri bir çeyiz hazırlamaya başlarlardı. Gelecek eşi, vaftiz ebeveynleri ve kaynı için “ruşnık” denilen özel işlemeli geleneksel bir tür kumaşa nakış yapardı. Kayın, vaftiz ebeveynlere yardım ederek düğün boyunca gelin ve damadın yanında olur.

Düğün kutlamaları kalabalık olurdu. Yaklaşık 300 misafir uzun masalara oturtulur, kutlamaya özel yapılmış banklar kilimlerle örtülür.

Hala da çeyiz hazırlayan kızlar var. Ancak “ruşnık” artık ev dokuması kumaşlara işlenmiyor. Düğünler de o kadar kalabalık olmuyor ve artık daha modern yapılmaya başlandı.

Eskiden özel yelekleri yapmak için işlenmiş kumaşlar kullanılırdı. Gençler Paskalya veya başka bir büyük bayramda vaftiz anne ve babalarını ziyarete gittiklerinde geleneksel yuvarlak ekmek çeşidi olan “korovay” getirmeleri gerekirdi. Üzerine elma, kurabiye, şeker ve haşlanmış tavuk koyarlardı. Tüm bu yiyeceklerin yolda düşmesini önlemek için yiyeceklere bir mendil bağlanıp işlenmiş peçetelerle süslenirdi. Gagauzlar, işlenmiş yastık kılıflarını, pencerelerdeki işlenmiş perdeleri bile kendileri yaparlardı.

Olga

Olga Kulaksız Moldova’daki Dezgincä köyünde dünyaya geldi. Kagul kentinde Pedagoji meslek okulu bitirdikten sonra Tiraspol şehrindeki Pedagoji Üniversitesine girdi.

Çalışkan öğrenci olduğu için ödül olarak Ukrayna’daki İzmail’e gönderildi ve buraya ilk geldiği zamanı çok iyi hatırlıyor.

Olga öğretmenlik pratiğini gelecekteki kocasıyla tanıştığı Vulcănești’de yaptı. Evlendikten sonra 1982’de Olga kocasıyla birlikte Vınohradivka’ya taşındı.

İlk zamanlarda Olga evini çok özlerdi, çünkü vatan sevgisi sonsuza dek sürer. Ancak şimdi, ona göre memleket, günlük işler için enerji toplayabileceğiniz bir güç yeridir. Zor anlarda Olga her şeyi bırakıp biraz dinlenmek için memleketine gider.

Share this...
Facebook
Twitter
Share this...
Facebook
Twitter

Vınohradivka ise ikinci vatanı olmuş:

— Vatanım ailem ve çocuklarımın olduğu yer, ben burada yaşıyorum ve çalışıyorum, devlet bana sahip çıkıyor. Ukrayna benim vatanım.

Olga’nın sözlerine göre, Vınohradivka’da yaşayan Gagauzlar, Moldova Gagauzlarından biraz daha gururludur. Bunun nedeni buradaki Gagauzların diğer etnik gruplar arasında öne çıkma arzusuna sahip olması olabilir.

Ancak Olga, Vınohradivka’da Gagauz ile Ukraynalıların barış içinde yan yana yaşadıklarını ve kolayca ortak bir dil bulduklarını öne sürmektedir:

— Köyümüzde Ukraynaca konuşan Ukraynalılar var, biz de Rusça konuşuyoruz. Ve birbirimizi anlıyoruz. Bizi engelleyen hiç bir şey yok. Bitki tohumlarını, tarifleri paylaşıyoruz, pişirdiklerimizi mutlaka birbirimize ikram ederiz.

Olga Kulaksız, hemen hemen 40 yıldır Gagauz kültürünü geliştirmeye devam ediyor. Önceden yerel bir okulda Gagauz dili öğretmeni olarak çalıştı, Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan ve desteklenen ders kitapları ve kılavuzlar geliştirdi ve daha sonra Vınohradivka’daki Gagauz Kültürü Merkezi’nin müdürü oldu:

— Faaliyetlerimin her biri bana daha fazla sorumluluk yüklüyor. Bu beni tabii ki de üzüyor. Ancak olması gerektiği gibi bu sorumluluk üzüntüyü arka planına alır; sahnede sana kalan yine sorumluluk olur.

Kültür Merkezi

Gagauz Kültür Merkezi 2015 yılında Vınohradivka’da kuruldu. Burada çeşitli el sanatları atölyeleri düzenlenir. Her yıl 17 Aralık’ta Merkez, bütün zanaatkarların koruyucu pîrisi olan Az. Barbara gününü kutlar. Etkinliğin amacı Gagauzların halk el sanatları yanında modern sanatları da tanıtmaktır:

— Gagauzlar, zevk veren ve insanı sevindiren faaliyetlerde bulunurlar.

Ayrıca Merkezde Gagauz kültürünü ve yaşamını tanıtan bir müze de bulunmaktadır. Eski aile fotoğrafları, dokuma tezgahı, halılar, işlemeli kıyafetler, masa örtüleri, ulusal giysilerden oluşan bir koleksiyon sergilenmektedir.

Müze için sergi toplamak kolay değildi. Bir zamanlar Vınohradivka’da benzer bir müze vardı, ancak uygunsuz bakım nedeniyle birçok sergi hasar gördüğü için kapandı.

Bulgaristan ve Romanya’daki müzelerin özel koleksiyonlardan antika topladığı zamanlar da oldu. Birçok köylü, sahip oldukları eski eşyaları bu müzelere verdi veya sattı. Bu nedenle, Merkez için çok az eser kaldı. Şimdi onlara “sedef” (tür. inci) deniyor.

— Kültürün milliyeti yoktur. Bütün bu güzellikler ustadan ustaya geçti.

Merkez sadece Vınohradivkalı Gagauzları değil, aynı zamanda Bessarabiya’daki diğer köylerdeki Gagauzları da anlatmaktadır. Gagauzların gelenekleri, yaşam biçimleri, mutfağı ve dili yaşadıkları yere göre farklılık gösterir. Habitatı ise her şeyi etkiler. Merkez, bu çeşitliliği yansıtmaya çalışır. Örneğin, Dmıtrivka ve Oleksandrivka köyleri Bulgar köylerinin yakınında yer aldıklarından konuşmalarında daha çok Bulgarca sözleri duyabiliriz:

— Herkesin birbirinden farklı ilginç anları vardır. Kullandıkları sözlerden bile bu insanın Kotlovınalı, bunun Oleksandrivkalı, bunun Vınohradivkalı olduğunu anlamak mümkün.

Olga, 2017 yılında Gagauz Kültürü Günlerini düzenlemek için Odessa’ya Ukrayna Kültür Merkezine gitti. Etkinlikte ayrıca geleneksel halk sanatı ürünleri de sergilendi. Misafirler, Ukrayna ve Gagauz takıları arasında birçok ortak nokta bulabildiler:

— Ukraynalılar, anneannelerinin evlerindeki islemeli gömleklerine benzer kıyafetleri, aynı desenli pelerinleri gördü. Ev hanımlarının ne yaptığını biliyor musun? Başka bir köye gidip Gagauz veya Ukrayna desen numuneleri aldıktan sonra kendi nakışlarını yarattılar. Merkez, Odessa bölgesinin her yerinden Gagauz halkının temsilcilerini ve nesnelerini toplayabildiğimiz bir yerdir.

Bayramlar

Kültür merkezi, Gagauzların milli bayramlarını canlandırmaya çalışmaktadır. Tıpkı Hıdırellez kutlamaları olduğu gibi Vınohradivka’da Az. Dimitrios Günü, Paskalya, Lazarus Günü ve Noel aynı şekilde kutlanır.

Herkese tören türkülerinin söylenmesi öğretildi, Noel bayramı orkestrasına akordeon gibi müzik aletleri eklendi.

Lazar Günü, Pazar günü kutlanan Dallar Bayramından bir gün önce kutlanır. 7-9 yaşındaki kız çocukları ev ev gezerek Lazar hakkında türkü söyler. Ev sahibi ise onlara buğday, tereyağı, yumurta, şeker, tatlı, para vererek teşekkür eder. Kızların sepetlerine topladıklarını, anneleri Paskalya ekmeğini pişirirken hamuruna eklerler.

— Merkezimiz üç yıldır bu töreni düzenlenmektedir. Bunu bekleyen kızlar her yıl yeni arkadaşlarını getiriyorlar. Milli kıyafetlerimizi giyip köy evlerini gezerek türkü söyleriz.

Kültür Merkezinin canlandırdığı diğer bayram ise “Suvraka bayramı”. Bu bayram Ukrayna’da kutlanan Malanka bayramına benzer. 14 Ocak’ta Ortodoksa Yıl Başı olan Eski Yeni Yıl bayramında çocuklar, bir meyve ağacının dalını alıp onu süsler, evden eve gezer ve bu dallarla ev sahiplerine hafifçe vurarak bayramını kutlarlar:

— Törene katılanlardan biri rengarenk süslü keçi maskesi giyer. Her ev sahibi bu maskeden zenginlik simgesi olarak bir süs koparmaya çalışır.

1 Mart Bahar Günüdür. Gagauzlar birbirlerini baharın gelişiyle kutlar ve birbirlerine baharın simgesi olan küçük bir örgü çiçek olan “martecık” verirler. Bu martecık kıyafetlere takılıp bir ay boyunca çıkarılmaz. Bir ay sonra martecık çıkarılıp iyi yetişmesi dileğiyle bir meyve ağacına asılır. Merkez çalışanları her yıl yüzlerce martecık ördükten sonra köylülere hediye ederler:

— Bunu ilk kez düzenlediğimizde neredeyse 60 tane ördük. Bu bile yeterli değildi. Ondan sonra 180, geçen yıl da 300 tane martecık ördük. Ve yine yetmedi çünkü insanlar 1 Mart’ta Gagauz Merkezinin onlara bir bahar sembolü sunmasını bekliyor.

Dil Öğrenimi

Vınohradivka’daki okulda 400’den çok çocuk eğitim görmektedir. Onlar birinci sınıftan Ukraynaca, Rusça, İngilizce yanında Gagauzca dersleri de görmektedir. Beşinci sınıftan beri öğrencilerden kimi Gagauzcaya, kimi Fransızcaya devam etmektedir.

Vınohradivkalı Evheniya Kışlalı, tarih öğretmeni olmasına rağmen okulda Gagauzca derslerini vermektedir.

Gagauz dili Vınohradivka’da 1991’de öğretilmeye başlandı. Olga’nın; babaanesi gagauz ile dedesi Ukraynalı olan bir öğrencisi vardı. Ailesi birbiriyle Rusça konuşurdu, bu yüzden de çocuk ödevini yapamazdı. Ama yine de vazgeçmeyip Gagauzcaya devam ederek dilini öğrenebildi.

1995 yılına kadar Gagauz dili seçmeli bir dersti. Ancak Bölge Eğitim Departmanı dersin zorunlu olmasını teklif etti. Bütün öğretmenler kabul edince çocuklar Gagauzca yazmayıöğrenmek için fırsat buldular. Konuşmayı evde öğrenip yazmayı bilmedikleri için Gagauz dili dersleri ilk önce anaokulda, sonra da orta okulda verilmeye başlandı:

— Bundan önce Gagauzcayı öğrenmeyen 8. sınıf öğrencileri, anaokul derslerine girip Gagauzcayı dinlerlerdi.

— Çocuklar Gagauz dili derslerine katılmaktan, özellikle atasözleri, deyimler, yeni kelimeler öğrenmekten, Gagauz şairlerini ve yazarlarını okumaktan ve halkımızın bayramlarını ve geleneklerini incelemekten büyük zevk alırlar.

2006 yılına kadar Gagauz dili, Moldova’daki Gagauzya’da yayınlanan ders kitaplarını temel alarak öğretiliyordu. Ardından Vınohradivkalı öğretmenler ile Olga Kulaksız’ın da bulunduğu bir grup tarafından geliştirilen ders kitaplarını kullanmaya başladılar. Öğretmenler, kutlama, ulusal kıyafetler ve ev eşyaları fotoğrafları gibi resimleri kendi arşivlerinden bağışladılar.

Bu ders kitaplarına göre Gagauz dili sadece Vınohradivka’da değil, Dmıtrivka, Oleksandrivka, Kubey, Stari Troyanı ve Kotlovına köylerinde de öğretiliyor. Üç köyde daha Gagauzca seçmeli ders olarak okutulmaktadır. Ancak Olga, gelecek yıllarda Gagauz dilinin orada da zorunlu ders olarak okutulacağını umuyor.
Ayrıca Olga, okunması için hikaye kitabı da hazırlamıştır. Bu kitap, Gagauz dilini öğrenmek için birinci sınıftan itibaren bir kılavuz olarak kullanılır:

— Zaten birinci sınıfta okuyabilen Gagauzların var olduğunu düşününce dili daha geniş bir şekilde öğrenmelerini sağlayacak materyaller hazırlamaya başladım. Aynı zamanda bu kılavuz öğretmenin de yardımcısıdır.

Kılavuzdaki hikayeler Gagauzların yaşamını ve geleneklerini anlatır. Konuları Gagauz dili ders kitabının materyalleri ile ilgilidir. Örneğin, ders kitabında işlenen konu Anneler Günü ise, kılavuzda anne sevgisi ile ilgili bir hikaye veya bir şiir olacak. Ders kitabında Hıdrellez bayramı tarihi de yazılmıştır. Geçen yıl Olga bu gibi iki kılavuzu birleştirip Gagauz dilinin öğretildiği tüm okullarda kullanılacak bir ders kitabı yayınladı.

Okullar hala Moldova’daki Gagauzya’dan kurgu ve tarihi kitapları, bayramlar ve adetler ile ilgili eğitim materyalleri almaktadır. Okullarda Gagauz dilinin öğreniminde, Gagauzcadan Ukraynacaya ve aksine olarak karşılaştırmalı bir yöntem kullanılır.

Olga Kulaksız, halkın kendi dilini öğrenmesinin gerekli olduğunu vurguluyor:

— Gagauzlar, aynı zamanda Ukraynalı. Ana dillerini bildikleri için de biraz farklılar. Fakat mutlaka ana dilimizin yanında komşularımızın, arkadışımız olan insanların dilini de bilmemiz lazım.

Materyali hazırlayanlar

Proje yazarı:

Bohdan Lohvınenko

Yazar:

Hanna Ostroverha

Editör:

Yevheniya Sapojnikova

Yapımcı:

Olga Şor

Fotoğrafçı,

Fotoğraf editörü:

Oleksandr Homenko

Kameraman:

Mariya Terebus

Kameraman,

Kurgu yönetmeni,

Yönetmen:

Mıkola Nosok

Transkripsiyoncu:

Yuliya Kostenko

Uzman:

Natali Narin Urum

Çevirmen:

Svitlana Urum

Çeviri editörü:

Valeriya Ercan

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska