Share this...
Facebook
Twitter

Siyaset ve halk adamı, Kırım Tatar milli hareketinin liderlerinden biri olan Mustafa Cemilev’in (Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu) ailesi, 1930’lu yıllarda dekulakizasyona (çevirmenin notu: dekulakizasyon, genelinden daha varlıklı köylülerin mal varlığına devlet tarafından el konulması ve karşı çıkmaları durumunda kendilerinin tutuklanması ve sürgün edilmesi) ve 1940’lı yıllarda öz vatanı Kırım’dan sürgüne maruz kalmıştır. Siyasi görüşleri için Mustafa, zamanında üniversiteden atılmıştı, ilerleyen zamanda ise birçok defa yargılanmıştır. On beş yılını hapishanede geçirmiştir. Ukrayna’nın bağımsızlığı ilan edildiğinden beri Mustafa Cemilev, ülkenin siyasi hayatına aktif bir şekilde katılıp onlarca yasa projesini yazmıştır. Dünyaca ünlü insan hakları aktivisti, Rus işgali nedeniyle birkaç yıldır memleketi olan yarımadasına gidemiyor.

Şubat 2014’te Kırım’da yarımadanın stratejik noktalarını ele geçiren kimlikleri belli olmayan üniformalı silahlı insanlar ortaya çıktı. 16 Mart 2014 tarihinde dünya ülkelerinin çoğunluğu tarafından tanınmayan yarımadanın statüsü konusunda “genel Kırım referandumu” yapıldı ve bunun sonucunda Rusya, Kırım’ı ülkenin bir parçası olarak kendine dahil etti.

Bu dönemde Kırım Tatarları, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurgulayan mitinglere katılıyor ve Rusya ile entegrasyonun derinleşmesine karşı çıkıyorlardı. Rus işgalinin başlangıcından bu yana on binlerce Kırım Tatarı, haklı nedenlere dayalı zulüm korkularından dolayı Kırım’ı terk etti. Rusya Federasyonu, işgale karşı çıkan insanlara baskı yapmanın yanı sıra, Kırım’ın demografisini değiştirmek için Rusya’dan insanları kasıtlı olarak yarımadaya yerleştiriyor.

Uluslararası örgütler, Kırım’ın işgalini yasadışı ilan etti ve Rusya Federasyonu’nun eylemlerini kınadı. 40’tan fazla ülke, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını sona erdirmek için ekonomik yaptırımlar uyguladı.

Ukrayna Enstitüsü ile ortak hazırlanan “Kırım’ım” serisinde konuklar, sanal gerçeklik yardımıyla onlar için Kırım’ın önemli yerlerini gözlemleyerek vatanı olan yarımadaları hakkında düşüncelerini ve hikayelerini paylaşırlar.

Fotoğraf: Oleh Pereverziev.

Mustafa

Mustafa Cemilev (çevirmenin notu: Türkiye’de ayrıca Mustafa Cemiloğlu ve Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu adlarıyla bilinmekte), 1943 yılında, o zamanlar Alman işgali altında olan Kırım yarımadasında dünyaya geldi. 1944 yılın ilkbaharında Sovyet askerlerinin gelmesinden sonra Mustafa ve ailesi, tüm Kırım Tatar halkıyla birlikte Özbekistan’a sürgün edildi.

— İlk defa Kırım’a 1989’da, Perestroyka yıllarında döndüm. O dönemde vatanımıza döndüğümüz için cezalandırılmıyorduk, fakat ikamet kaydı yaptırmamıza izin verilmiyordu. O zaman Kırım’da, tabiri caizse, milli hareketimizin ikinci cephesi başladı. İnsanlar ev satın alıyor, ardından kayıt yapılmasını talep ediyordu. Mitingler, protestolar, açlık grevleri — işte böyle vatanlarında yeniden yaşamaya başladılar.

1991 yılında, 1917 yılından sonra ilk defa çağrılan Kırım Tatar halkının ulusal kongresi olan Kurultay’da Mustafa Cemilev, Kırım Tatar Millî Meclisi başkanı olarak seçildi. Meclis, Kırım Tatarların parlamentoya benzer temsil organıdır. Amacı, Kırım Tatarlarına yönelik soykırımın sonuçlarının üstesinden gelmek, haklarını geri getirmek ve ulusal-bölgesel seviyede kendi kaderini tayin hakkına sahip olmaktır. Bugün Kırım Tatar Millî Meclisi’nin başkanlığını Refat Çubarov yapıyor.

— Tüzüğümüze göre, başkan beş yıllığına seçiliyor, ancak görev sürem sürekli uzatıldı ve 2013 yılına kadar Kırım Tatar Millî Meclisi’nin başkanlığını yaptım. Aynı zamanda Ukrayna’nın siyasi hayatına da katıldım.

İşgalden önceki yıllarda Mustafa Cemilev, zamanının yarısını Kıyiv’de Millet Vekili olarak geçiriyor ve oturum olmadığında Kırım’a dönüyordu. Kırım’da en son bulunduğu gün, 19 Nisan 2014 – Verhovna Rada’nın (çevirmenin notu: Ukrayna Parlamentosunun adı) bir sonraki oturumu için yarımadadan ayrıldığı zamandı. Ardından, Kırım’ı anakara Ukrayna’dan ayıran karakollardan birinde, bir Rus subayı Mustafa’ya, Rusya Federasyonu topraklarına beş yıl süreyle girmesini yasaklayan bir emir okudu.

— Orada ne imza ne mühür vardı, öylece yazıcıdan çıkarılmış bir kağıttı. Ben, “Ülkenize girmemi yasaklamaya neden karar verdiniz? Oysa ben sizin bu Rusya’ya sürgünden ve Kırım’a döndükten sonra gitmedim ve hiç gitmezdim bile”, dedim. Onlar da bana “Kırım da Rusya’dır”, diye cevap verdiler. Ben, “Beş sene boyunca burada kalacağınızı düşünüyorsanız çok iyimsersiniz”, diye söyledim.

Mustafa Cemilev, o zaman gerçekten işgalin bu kadar uzun sürmeyeceğini düşündüğünü söylüyor. Ancak yarımadaya gidemeyeli artık neredeyse 7 sene oldu.

— Orada, Kırım’da, neredeyse tüm akrabalarım, çok sayıda arkadaşım var, sadece Kırım Tatar olanlar değil. Bu altı yıl içerisinde birçok yakınım orada vefat etti ve ben cenazelerine gidemedim. Bu işgalin mutlaka sona ereceğinden eminiz, başka türlü olamaz çünkü. Bu, genel olarak dünya düzeni için büyük bir meydan okumadır, ancak muhtemelen bir zaman meselesidir. Döndükten sonra Kırım’da çok şeyin farklı olacağını düşünüyorum.

Fotoğraf: Oleh Pereverziev.

Bir insan hakları aktivisti, muhalif ve siyasi mahkum olarak Mustafa Cemilev, Sovyet baskı makinesini ve yöntemlerini çok iyi biliyor. O zamanki hükümetle aynı fikirde olmayanların evlerinde sayısız arama ve hatta infaz gerçekleştirilmesine rağmen, 2014’ten beri işgal edilen Kırım’da Kırım Tatarlarına zulmetme yöntemleri Stalin döneminden bile daha üstün: gizli kaçırmalar ve cinayetler, arama izni olmadan maskeli kişiler tarafından ev kuşatmaları vs.

— Olabildiğince fazla maddi zarar verecek ve insan onurunu aşağılayacak şekilde aramalar yapılıyor. Tüm yurttaşlarımızın, ileride daha sert bir tepkiyi haklı çıkarmak için kasıtlı olarak bir direnişi kışkırttıkları izlenimi var.

Mustafa Cemilev şundan emin: Kırım Tatarları, etnik bir grup olarak ancak kendi topraklarında yaşayarak varlığını koruyabilirler, bu nedenle siyasi görüşleri ne olursa olsun anavatanlarına dönme fikri onları birleştirir. Ve bunun için ilk olarak işgalcilerden kurtulmak ve ikinci olarak Kırımlıların dilinin, kültürünün ve geleneklerinin korunması ve geliştirilmesinin garantilerinin olacağı Ukrayna içinde ulusal-bölgesel özerkliğini yeniden tesis etmek gerekiyor.

— Bir zamanlar Ukrayna’nın büyük bir kısmı Kırım Hanlığı’nın bir parçasıydı, şimdi biz Ukrayna’nın bir parçasıyız. Zaman zaman durumumuzu değiştiriyoruz ve ayrılırsak Ukrayna bizim için kaybolmuş olacak, bu yüzden her halükarda Ukrayna’nın bir parçası olacağız. Biz [yerli halklar] Ukrayna devletinin kurucularıyız, dolayısıyla Ukrayna’da her şeyi kendimize ait görüyoruz.

Mustafa Cemilev köyün girişinde, Ay Serez, 2005 yılı.

Ay Serez. Aile evi

Ay Serez (Kırım Tatarca Ay Serez, 1945 yılından beri Mijriççia), Kırım’ın güney doğusunda, Sudak şehrinin yakınında bulunan bir köy. Bu, Mustafa Cemilev’in atalarının birkaç kuşağının yaşadığı ata köyüdür. 1930’larda anne babası dekulakizasyona uğramış ve memleketinden Ural’a sürgün edilmişti.

— Onların orada kendilerine ait bağlar, birkaç inek varmış ve bu lüks sayılırdı. Onlar [Ural’dan] sağ salim kaçmış ama hemen Kırım’a dönmemiş, Melitopol’a gelmişler. Sonra bir şekilde Kırım’a taşınmışlar ama kendi köylerine değil, çünkü NKVD’ye (editörün notu: SSCB’deki Halk İçişleri Komiserliği) haber verilebilirdi. Kırım’ın kuzeyindeki Freidorf ilçesine bağlı Bozkoy köyüne yerleşmişler. Ben de orada doğdum. Ve 1944’te Kırım’dan bu köyden sürüldük.

1989 yılında Kırım’a döndükten sonra Mustafa Cemilev Ay Serez’e dönmedi. Kırım Tatarların milli hareketinin lideri olarak Kırım’ın merkezinde yaşamalıydı. Bu sebeple ilk başta Simferopol yanında küçük bir ev satın aldı, ardından Bahçesaray’a taşındı Ata köyünü ise her sene ziyaret ederdi:

— Kırım Tatarlarının Kırım’a toplu dönüşünden itibaren bir gelenek oluştu: her köyde belirli bir günde (genellikle Pazar) bu köyün günü kutlanırdı. O günde köylüler ve onların torunları, bu köye gelmek, birlikte kutlama yapmak için ellerinden geleni yaparlardı. Ben de neredeyse her yıl Ay Serez’e gelir, yurttaşlarımla görüşür ve anne babamın evini ziyaret ederdim.

Mustafa Cemilev aile evinin yanında, Ay Serez, 2012 yılı.

Share this...
Facebook
Twitter

Aile evi, Ay Serez, 2012 yılı.

Share this...
Facebook
Twitter

Mustafa Cemilev, sürgünden önce babasına ait olan evi satın almak istedi. Fakat Cemilev o dönemde artık halk tarafından tanınan bir kişi olduğu için, evin o zamanki sahibi oldukça yüksek bir fiyat istedi — yaklaşık 50 bin dolar. Ev uzun süre satın alınamadı, ancak sonunda Kırım Vakfı hayır kurumu aracılığıyla bunun için para topladılar.

— Evin sanki hiçbir özelliği yok ama sanırım dekulakizasyon zamanında çok büyük sayılırdı, yaklaşık bir buçuk kat. Sovyet standartlarına göre büyük bir lüks sayılırdı, bu nedenle dekulakizasyona uğradı.

Cemilev ailesinin evi restore edilip dinlenme tesisine dönüştürülecekti. Ancak Rus işgalci yönetimi, Kırım Vakfı’nın tüm mal varlığına yaptığı gibi bu eve de el koydu.

— Bu ev şu anda askıya alınmış durumda. Orada hiçbir şey yapamıyoruz ve yetkililer bir şekilde bunu haczetmeye cesaret edemiyor. Çünkü sanırım özel mülkiyeti yakından takip eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin karar verebileceğini anlıyorlar. Aynı durum Kırım Tatar Millî Meclisi Ofisi için de geçerlidir. Onu kapattılar, mühürlediler ama sahibi olamadılar. Ve bu bina yavaş yavaş çöküyor.

Materyali hazırlayanlar

Proje yazarı:

Alim Aliyev

Bohdan Lohvınenko

Proje menajeri:

Katerına Polevyanenko

Yazar:

Nataliya Ponedilok

Editör:

Yevheniya Sapojnikova

Röportör:

Karina Pilühina

360 derece çekim,

Kurgu yönetmeni:

Sergiy Korovaynıy

Kameraman:

Oleh Solohub

Mıhaylo Şelest

Yönetmen:

Mıkola Nosok

Fotoğraf editörü:

Katya Akvarelna

Transkripsiyoncu:

Anna Lukasevıç

Viktoriya Sıpuhina

Yana Rubaşkina

Çevirmen:

Viktoriya Afşar

Çeviri editörü:

Levent Afşar

Feridehanum Useinova

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska