Share this...
Facebook
Twitter

NATO veya Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Avrupa’daki tek etkin toplu güvenlik sistemidir. Rusya Federasyonu birliklerinin Ukrayna’yı işgal etmesi ve Rus siyasi liderliğinin devletin bağımsız olarak var olma hakkını inkar etmesiyle, NATO’ya katılmak Ukrayna’nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumada kilit bir meseledir.

NATO, Doğu Avrupa’da Sovyet yanlısı kukla hükümetlerinin kurulmasına yanıt olarak Soğuk Savaş’ın zirvesinde 1949’da kuruldu. Aslında, savaş sonrası Avrupa demokrasilerini Stalin’in genişlemesinden korumak söz konusuydu. Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri organizasyon kurucularıydı. 2022 itibariyle 30 ülke NATO’nun üyesi.

NATO özünde, üyelerini olası dış saldırılara karşı koruyan bir savunma ittifakıdır. Bunun kilit noktası, toplu savunma ilkesini sağlayan Washington Antlaşması’nın 5. Maddesi: örgütün üye devletlerinden birine yapılan bir saldırı, tümüne yapılmış olarak kabul edilir. Sonuç olarak, bir NATO üyesi devlete karşı kuvvet kullanma tehdidi önemli ölçüde azalır; kimse aynı anda 30 devletten oluşan birleşik bir kuvvetle uğraşmak istemez.

Ukrayna NATO’ya katılımı yıllar boyunca hedeflemiyordu. Kravçuk ve Kuçma’nın başkanlıkları zamanındaki “çoklu vektörizm” politikası, Rusya da dahil olmak üzere 1994 Budapeşte Muhtırası için güvenlik garantileriyle desteklendi. Ancak Transdinyester, Abhazya ve Güney Osetya’daki çatışmalar, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı yalnız kalmamak için bir savunma birliğine üye olması gerektiğini giderek daha fazla göstermiştir.

Nisan 2008’de Bükreş’teki NATO zirvesinde Ukrayna ve Gürcistan’a Avrupa-Atlantik perspektifi konusunda bir şans verildi. ABD Başkanı George W. Bush yönetiminin olumlu tutumuna rağmen, aday statüsü verilmesi kararı, kısmen Rusya Federasyonu’nun baskısı nedeniyle Almanya ve Fransa tarafından engellendi. Zirveden dört ay sonra Rusya, Gürcistan’ı işgal etmeye başladı. Altı yıl geçtikten sonra Rusya, Ukrayna’nın Kırım’ını ve Donbas’ı işgal etti.

Rusya Federasyonu’nun sadece kendisiyle baş başa kalanlara saldırmaya hazır olduğu açık. Putin’in Ukrayna, NATO ve Amerika Birleşik Devletleri’ne sunduğu “güvenlik garantilerinin” özü bu: Rusya’ya bir övgü olarak Doğu Avrupa’yı kendi kaderine bırakıp terk etmek.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın sivillere ve sivil nesnelere ateş etmeme sözü vermesine rağmen, 2000’den fazla barışçıl Ukraynalı Rus silahlarından ve bombardımanından öldü. Yüzbinlerce kişi güvenlik ve temel hayat şartlarını sağlamak için evlerini terk etmek zorunda kaldı. Kharkiv, Mariupol ve Çernihiv’deki yerleşim alanlarının bombalanması, anaokullarının ve okulların yıkılması ve Zaporizhzhya nükleer santralindeki yangın, hepsi Rus işgal güçlerinin elinde kalacak. Bununla birlikte, Rusya sadece Ukrayna’yı değil, tüm Müttefikleri birden tehdit etmiş olsaydı, savaştan kaçınılabilirdi.

Şu anda, Ukrayna’nın NATO’ya katılımı ülke nüfusunun büyük çoğunluğu tarafından destekleniyor. “Rating” Grubu tarafından 1 Mart’ta yapılan bir ankete göre, bağımsızlıktan bu yana en yüksek rakam olmak üzere bu karar Ukraynalıların %76’sı tarafından destekleniyor. Buna ek olarak, Rus saldırganlığı Avrupa’nın gözünü açarak İttifak’ın kapılarını Ukrayna ve diğer ülkeler için açık bıraktı.

NATO’ya katılmak için tarihi fırsatı kaybetmek, şu anda Rusya’nın “büyük kardeşliği”nden bağımsızlıkları için aktif olarak savaşan milyonlarca Ukraynalıya karşı bir suç olacak. Ukrayna’nın NATO’ya katılımı sadece ülkenin güvenliğinin garantisi değil, aynı zamanda ulusal bağımsızlığı korumak için etkili bir yöntem.

Materyali hazırlayanlar

Proje yazarı:

Bohdan Lohvınenko

Yazar:

Dmıtro Grıb

Editör:

Katerına Lehka

Baş editörü:

Yevheniya Sapojnikova

Çevirmen:

Bohdana Yordan

İçerik menajeri:

Katerına Şçepkovska